Otomatikleşme, Derin Düşünme ve Sistemler

Bu yazının son okuması ve redaksiyon çalışması yapılmamıştır.

”2×2=?”

Hiçbir düşünme, hesaplama işlemi olmadan 2 kere 2’nin 4 ettiğini söyleriz. Bu önceden beynimizde tanımlanmıştır. Yeniden çağırdığımızda cevabı veren, düşünceden bağımsız otomatik sistemdir.

”17×24=?”

Ancak bu kez iş değişti. Otomatik bir cevap vermedik, durup düşündük. Cevabı bulmak hesaplama gerektirir. Hesaplamaya odaklanabilmek için başka bir şeyle ilgilenmeyi kesmek, belki bir süreliğine gözleri kapatıp kendi sesini duymaya çalışmak gerekebilir.

”17×24=408”

Cevap 408’di. Bu bilgi bir şekilde gerekli oldu diyelim. Şifreniz, bir sınav sorusu ya da sık sık anlattığınız bir örnekte geçen bir sayı oldu. Bundan sonra 17×24 sorulduğunda yeniden otomatik sistem devreye girip düşünmeden, hesaplamadan 568 diyecektir. 17×25 sorulduğunda yeniden hesaplama gerekecektir.

Beynimiz genellikle otomatik pilot modunda, yani 1. Sistem’dedir. Ender olarak 2. Sistem’e geçiş yapar ve kontrolü devralırız.

Beynin iki sistemli düşünce prensibini anlamak, Daniel Kahneman’ın Hızlı ve Yavaş Düşünme kitabında anlattığı, psikolojinin muazzam konularından birisi. Keith Stanovich ve Richard West adlı psikologlar bu kısımlara ”1. Sistem” ve ”2. Sistem” dedikleri için genellikle bu şekilde adlandırılıyorlar. İlk anlattığımız otomatik, hızlı, çabasız ve düşünme gerektirmeyen otomatik sisteme ”1. Sistem”, diğer örnekte anlattığımız karmaşık, çaba isteyen, yoğunlaşma gerektiren sisteme ”2. Sistem” deniyor.

”Sana ”Filleri düşünme.” desem ne düşünürsün?”
”Filleri.”
‘Filleri düşünme!’ dendiğinde filleri düşünen otomatik sistemdir, buna engel olamazsınız.

Kahneman beynimizin çalışmasının ”normal şartlarda otomatik pilota bağlı” olarak devam ettiğini söyler. 2. Sistem’e geçmek istisnadır. Beynimizi, bir mühendisin ya da avukatın kitaplığının önündeki masasında çalışması gibi düşünün. Durmuş bir şeyler yazıyor, kitapların çoğuyla ilgili fikir sahibi. Ancak bazen durup bir kitabı açıp bir şeylere bakması gerekiyor. Normal rutin çalışması 1. Sistem, durup bir şeye bakması 2. Sistem’dir.

Telefonunuzu kurcalayarak geziyorsunuz. Birden bir şey gördünüz ve durdunuz. Mesajı dikkatle okumaya karar verdiniz. Aynı anda hem yürüyüp hem telefon kurcalarken 1. Sistem’deydiniz. Ancak otomatik şekilde halledemeyeceğiniz bir konu olduğunda beyniniziz sizi durdurup 2. Sistem’e geçti. Telefonla yürürken birden durursanız 2. Sistem’e geçtiğinizi anlarsınız.

Arkadaşınızla yola konuşurken karmaşık bir soru sorunuz. Büyük ihtimalle duracaktır. Aynısı cep telefonunuza bakıp mesajlaşırken önemli bir cevap vermeniz gerektiğinde de olur. Durmak, 2. Sistem’e geçtiğinizi gösterir. Beyin, otomatik faaliyetleri askıya almış, bir çözüm bulmaya çalışıyordur. İlginç bir şekilde, bazı dillerde durmak kelimesi ile anlamak kelimesi ilişkilidir. Anlamak için ”durup düşünmek” gerekir.

”En az çaba yasası” gereği, sürekli yaptığımız şeyleri beynimiz otomatik sisteme aktarıyor. Bir süre sonra düşünmek gerekmiyor. Usta satranç oyuncularının başarısı, hamlelerinin otomatikleşmesidir. Daha hızlı çalışan otomatik sistem, bilinçdışının bildiği bazı kararlar almayı oyuncuya teşvik eder. Bu seviyeye gelmek için onbinlerce maç yapmış olmak gerekebilir.

Tweetleri hızla aşağı kaydırırken birden bir şeye geri dönüp anlayana kadar okumak gerekiyor. Aşağı doğru kaydırma işlemi 1. Sistem durup bir şeyi. anlayana kadar okumak 2. Sistem’in faaliyeti. İnternette genellikle 1. Sistem’de dolaşılır, kitap okuyan bir kişi ise 2. Sistem’ini açmıştır. Dolayısıyla genellikle internetteki yazılar daha az okunur. Paylaşımlar yazı değil de resim olduğunda, cümleleler kısa olduğunda daha fazla insan tarafından beğenilir, çünkü otomatik olarak anlaşılır. Kitap da 2. Sistem’i çalıştırdığı için bu yüzden öğrenmede daha etkilidir.

”Düşünüp yaptığınız şeylerin çoğu 1. Sistem’inizden kaynaklanır, ama zora girdiğinizde 2. Sistem yönetimi ele alır ve normal şartlarda son sözü o söyler.” -Hızlı ve Yavaş Düşünme, Daniel Kahneman

Beynimizin bu şekilde çalışması enerji korunumunun önemli bir parçasıdır. 2. Sistem büyük miktarda enerji harcar ve sürekli bu enerjiyi karşılayamayız. Ayrıca bu hayatta kalmamız açısından da verimsizdir. Yılana benzer bir sopa gördüğümüzde irkiliriz. Bu tüm atalarımızdan bize kalmış bir özelliktir, böyle yapanlar hayatta kalmıştır. Eğer durup onun sopa olduğunu anlayacak kadar inceleyenlerin soyları bugüne ulaşmamıştır. Hayatta kalmak için otomatik sistem verimli olmuştur. Yine de otomatik sistem de yanılabilir. Bir araba kayda kayarken frene basma içgüdüsü kazaya neden olur, böyle durumlarda 2. Sistem’in kontrolü ele almasını sağlamak gerekir.

”Sürekli tetikte olmak illa iyi bir şey değildir ve kesinlikle işe yaramaz. Kendi düşüncelerimizi sürekli sorgulamak dayanılmaz ölçüde yorucu olacaktır; 2. Sistem de rutin kararlar almakta 1. Sistem’in yerini tutamayacak kadar yavaş ve verimsizdir. Yapabileceğimizin en iyisi, bir uzlaşıdır: hata yapabileceğimiz durumları tanımayı öğrenmek ve risk yüksek olduğunda önemli yanlışlardan kaçınmak için daha çok çabalamak.” -Hızlı ve Yavaş Düşünme, Daniel Kahneman

İsimleri kısaltırız. Otomatik sistemin daha da hızlanma çabalarından biridir. Marka isimleri de zamanla kısaltılır ve en kolay akılda kalacak ismi olanlar bir avantaja sahiptir. Steve Jobs, ”Apple” ismini ”kolay ve akılda kalıcı” olarak seçmiştir. İlk kişisel bilgisayar ”Altair 8800” olmasına rağmen insanların aklında ”Apple 1” ve ”Apple 2” yer etmiştir.

Eckhard Hess isimli bir psikolog, gözbebeği büyüklüğü ile zihinsel çaba arasında bir ilişki tespit eder. Gözün kamera ile her saniye izlendiği deneylerde insanların bir problemi çözmek ya da bir soruyu cevaplamak için uğraştığı esnada gözbebeklerinin büyük olduğunu, çözemeyeceğini düşündüğü anda küçüldüğünü keşfeder. Gittikçe artan seviyedeki zorluklarda, problemin seviyesi arttıkça insanların gözbebekleri büyümüş ve kalp atışları hızlanmıştır. Ancak her insan için belirli bir seviye vardır ki, bu seviyenin üstüne çıkılması istendiğinde yapamayacağını düşünmekte ve bırakmaktadır. İdeal zorluğa ulaştığında ise en verimli süreçte çalışılabilir. 2. Sistem’in yüksek enerji harcaması, onun bir sınırı olması anlamına gelir. Bir süre sonra beyin, çabalamaktan vazgeçmekte ve 1. Sistem’e dönmektedir.

90’ların klasik dizilerinden olan ve obez bir aileyi konu alan ”Baskül Ailesi”nde anne ve kızların isimleri son derece zariftir; Zerafet, Filiz, Fidan ve Gülendam. Ailenin tek zayıfı olan babanın ismi ise ”Gürbüz”dür. Bu tezat gülmemize neden olur. Gülme refleksimiz beklentimiz yıkıldığında gerçekleşir. Bir reklam tabelasında kocaman ve kırmızı renkle ”Yeşil” yazdığında nasıl duraksamamız da aynı nedendendir. 1. Sistem’den 2. Sistem’e geçmeye Türkçe’de ”jeton düşmesi” diyebiliriz.

”Bir işte beceri kazandıkça, enerji ihtiyacı azalır. -Hızlı ve Yavaş Düşünme, Daniel Kahneman

1. Sistem, bilgisayarınızda işletim sistemi üzerinde çalışmaya benziyor. İşletim sisteminin yapabilecekleri sınırlı ancak bekleme olmadan istediğinizi yapabiliyorsunuz. İkinci sistem ise bir program çalıştırmaya benziyor. Programın açılmasını beklediniz, işinizi hallettiniz, o sırada diğer işler için bilgisayarınız yavaşladı, işinizi hallettiniz ve programı kapattınız. Kahneman, akıldan ezberinizde olmayan bir çarpma işlemini yaparken, okulda öğrendiğiniz çarpma işlemini de içeren bilişsel programı ”çağırdınız” benzetmesi yapıyor. Konuya çözüm bulabilecek programı açıp işinizi hallediyorsunuz.

Televizyon programları mümkün olduğuca insanları 1. Sistem’de tutar. Durup düşünmek gerektiren faaliyetler uzun süre izleme sürecini bozar.

Bu iki sistem içerisinden tahmin edileceğinin aksine 1. Sistem çok daha kompleks ve zor bir işin altından kalkıyor. Tıpkı işletim sistemi üzerinde binlerce mühendis çalışırken, bir programı tek bir kişinin yazabilmesi gibi. Binlerce programımız var ama tek bir işletim sistemimiz var. ,

”1. Sistem’in otomatik faliyeti şaşılacak derecede karmaşık fikir kalıpları oluşturur, ama düşünceleri bir dizi düzenli adım halinde yapılandırabilen sadece, daha yavaş işleyen 2. istemidir.” -Hızlı ve Yavaş Düşünme, Daniel Kahneman

2. Sistem’de uzun süre geçirmek dalgınlık, dikkatsizlik anlamına gelir. Bu yüzden arkaplanda bir şeyler düşünen birini; masadaki konuşmaya odaklanmamasından, gözünün dalmasından ya da telefona bakarken direğe çarpmasından fark edebilirsiniz

küçük küçük BÜYÜK küçük BÜYÜK BÜYÜK küçük küçük küçük BÜYÜK BÜYÜK

Bunu 1. Sistem’de okudunuz. Bir de şunu deneyin;

küçük KÜÇÜK büyük BÜYÜK küçük KÜÇÜK büyük KÜÇÜK KÜÇÜK büyük BÜYÜK

Deney yukarıdakinden farklı görünmese de burada daha yavaş ve biraz da gergin ve dikkatli bir şekilde tamamlandı. Üstelik burada 2. Sistem devreye girdi. Otomatik olarak küçük yazılı olanlara ”küçük”, büyük yazılı olanlara ”büyük” deme içgüdünüzle, yani 1. Sistem’le kargaşa yaşamamak için kontrolü eline aldı ve doğru kararlar verdi.

Keyifli ve heyecanlı bir basket maçı izlerken olayın kendi içinde ilerleyen rutini size düşünecek pek bir şey bırakmaz. Maçı kazanmaya yakın heyecan artar, birden kaçan bir sayı birden 2. Sistem’e yük bindirir. Şundan itibaren maçı kazanmak için kalan saniyelerde nasıl bir mucize gerektiğini hesaplamaya çalışırsınız.

Sabah uyandığımız andan uyuduğumuz ana kadar 1. Sistem’de çalışıyoruz. Sadece arada bir 2. Sistem devreye giriyor. Günlük rutinde pek çok şey beynimiz için ekstra düşünce gerektirmiyor. Böyle olması da düşünceye harcadığımız enerjiyi korumak açısından önemli. Çünkü bir karar vermek, problemi çözmek için 2. Sistem’e geçtiğimizde hem otomatik düzenimiz aksıyor hem de çok enerji harcıyoruz. Sürekli 2. Sistem’de kalmak günlük yaşamın işlevini kaybetmesi demektir. Ancak 2. Sistem de bizi insan yapan işlevleri içerir, o olmadan tamamen otomatik davranan sıradan bir hayvan olurduk. Önemli olan, önemli kararları otomatikleştirmek ve ne zaman otomatik sisteme değil de 2. Sistem’e görev düşeceğini iyi hesaplamak.

273 Views

Mühendis, girişimci, tasarımcı, yazar.