Sinapslar, Deneyim ve Takıntı

Bu yazının son okuması ve redaksiyon çalışması yapılmamıştır.

Küçük bir kız, anne ve babasına güldüğünde onların da güldüğünü keşfeder. Zaman içinde nöron yolları gelişir ve gülümsedikçe iyi şeyler olduğu hissini yaşar. Yıllar geçmiş, o bebek, genç bir kız olmuştur. İyi hissetmek için, bir şeyi komik bulduğu için, ortamdaki stresi dağıtmak için ya da arkadaşlarını neşelendirmek için gülmektedir. Güldüğüne sıklıkla güzel şeyler olması; nöron yollarında sinapsların oluşumunu, yani bundan sonra gülmenin kolaylaşmasını, bazı durumlarda gülmenin çare olduğunu keşfetmesini sağlamıştır.

Tekrar, sinapsları zamanla geliştirir. -Loretta Graziano Breuning

Güzel bir günün tadını çıkarmak için de gülmektedir. Bir gün arkadaşlarıyla neşeli bir gün geçirirken ve otomobille bir kaza geçirirler. Arkadaşları hayatını kaybeder. İyileştiğinde artık yanında birisi güldüğünde panik atak geçirmektedir. Yaşanmış, gerçek bir vakadır. Ne zaman biri gülse öleceğini zannetmektedir. Trafik kazası sırasında, beyni gülmek ile ölmek arasında bir ilişki kurmuştur.

Duygu, sinapsları anında oluşturur. -Loretta Graziano Breuning

Milyonlarca tekrar sonucu edinilen bir alışkanlık, tek bir duygusal olay sonucu değişmiştir. Ömür boyu çay seven biri, üzerine dökülüp canı yandığı için artık sevmeyebilir. Yıllar süren dostluk, tek bir kırıcı olay üzerine son bulabilir. Açlığını buzdolabında sadece barbunya olduğu için onunla gideren bir kişi, o güne kadar sevmediği halde artık sevmeye başlayabilir. Sinaps, nöronlar arasındaki boşluktur. Bir nörondan diğer nörona akım gerçekleşebilmesi için bu boşluğun geçilmesi gerekir. Tekrar ve tekrar yapılan davranışlar sonucunda sinapslar oluşur. Böylece sonraki sefer buradan daha kolay ileti geçmesini, dolayısıyla bu yolu daha kolay tercih etmenizi sağlar. Ancak duygu, tekrar tekrar aynı işi yapmadan da sinapsları oluşturur.

Sinaps bir nöronla diğer nöron arasındaki boşluktur. Beyninizdeki elektrik bir nöronun ucuna ulaşarak boşluğu geçmeye yetecek gücü bulduğunda akabilir. Yoldaki engeller gereksiz bilgileri önemlilerden ayırt etmenizi sağlar. -Loretta Graziano Breuning

Loretta Graziano Breuning, bir dildeki romantik sözcükleri hızla öğrenirken diğer kelimeleri çok fazla tekrar ile öğrenmemizi örnek olarak verir. Aşk, sinapsları tetiklemektedir. Duygular, ister istemez sinaps oluştururken; tekrar yoluyla dilediğimiz her konuda sinaps oluşturabiliriz. Çaydan yandığımız için çay sevmiyor olabiliriz. Ancak tekrar tekrar içersek yeniden sevmeye başlayabiliriz.

Her nöronun bir sürü sinapsı olabilir. -Loretta Graziano Breuning

Elektriğin çok geçtiği nöronların dentritik dalları arasında birbirine yakınlaşma sonucu bir nörondan diğerine elektrik geçebilir, yani sinaps doğmuş olur. Bu da ilişkili konular arasında bağlantı kurmamız anlamına gelir. Sürekli ilişki kurdukça, bazı konuları aynı bakış açısından görmeye başlarız. Bir taraf tutan kişi, olayların kendi nöron yolları ile yakından ilişkili gündemleri arasında, daha önce kurduğuna benzer bağlantılar kuracaktır.

Suşi, bir pirinç yemeğidir. Kelime manası ”ekşi pilav” olup, sirkeyle ilgili bir referanstır. Ancak genellikle üstünde veya içinde balıkla servis edilmesi ve ilk kez görenler için balığa benzeyen görüntüsü nedeniyle ”çiğ balık” tanımlaması yapılmıştır.

Kullanılmayan nöronlar körelir, bu yüzden daha önce kullandığınız nöronlara ciddi şekilde güvenirsiniz. Yeni sinapslar hali hazırda kullanılan nöronlar arasında gelişir, böyle e bağlantılar oluşturursunuz. -Loretta Graziano Breuning

Sinaps, bir nörondan diğer nörona geçerken; bir taraftaki dentritin diğer taraftaki alıcı tarafından tanımlanacak bir kimyasal salgılaması gerekmektedir. Beynimizdeki nöron ve sinaps sayısı düşünüldüğünde, her saniye yaşadığımız düşünce için inanılmaz bir süreç yaşanır. Bir duyguyu yoğun yaşadığımızda ise alıcıların işleyebileceğinden daha fazla kimyasal üretilmiş olur. Böyle durumlarda duruma adapte olmaya çalışırız. Alıcı sayısı yeterli olduğunda duruma alışıyoruz ancak kullanmadığımız her deneyimin alıcıları kaybolur.

Elektriğin bir sinaps yaratması şaşırtıcı şekilde karmaşıktır. Her nöronun ucunda tam da bir sonraki nörona tam olarak yapışıp yerleşebilecek kayıklardan oluşan bir filo bekliyor gibidir. Bu kayıklar harekete geçtiğinde karşıya geçmekte daha da ustalaşır ve bu yüzden de deneyim sinaps ateşlemesini geliştirir. Deneyim, 100 trilyon sinapsa sahip bir beyinde elektriğinizi hayatta kalmanıza uygun şekilde yönetmenize yardımcı olur. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

Yoğun bir duygu yaşamışsanız, beyninizin bir sonraki sefer o duruma karşı sizi hazırlar. Kötü bir durumda tehlikeye karşı uyarılır, iyi bir hisde güzel şeyler karşı beklenti içinde olursunuz. Dikiz aynasına bakmadan sol şeride geçtiğiniz bir sefer arkadan şiddetli bir korna duymuşsanız, bundan sonra sol şeride geçmeden önce bir iç huzursuzluğu sonucu dikiz aynasına bakarsınız.

Korku gibi yoğun duygusal haller amigdalayı tetikler ve gelen bilgiye duygusal yoğunluk affeder. -Brain Up, John B. Arden

1. Dünya Savaşı’nda 4 yılını batı cephesi siperinde geçiren askerler, savaş sonrası evlerine döndüklerinde ömür boyu sürekli patlama beklemiş, en ufak seste irkilmişlerdir.

Belirgin olmayan, artık hatırlanmayan durumlar da her saniye neden iyi ya da kötü hissettiğimizi anlamayacağımız hisler yaşatır. Sevip sevmediğimiz tüm yemekler, konuşmayı isteyip istemediğimiz insanlar, takip edip etmediğimiz sosyal medya hesapları bir şekilde bir yerlerdeki duygusal anıların sonucudur.

Aylar sonra, bir yağmur sırasında birden endişe nöbetine kapılır ve neden öyle hissettiğini anlayamaz. Ama amigdalası gayet iyi hatırlamaktadır; çünkü hipokampvusu ve korteksi tetikleyerek fırtına gününü hatırlatmaktadır. -Brain Up, John B. Arden

Fıtratımız, zevkimiz, karakterimiz zannettiğimiz çoğu şey, hayat boyu yaşadığımız bazı deneyimlerle ilgili. Yemeğe hiç tuz katılmayan bir evde doğsaydınız, tuz atmayacaktınız. Hasta olduğunuz bir gün muz yediğiniz için artık muz sevmiyor olabilirsiniz. Anneniz güzel yaptığı için karnabahara bayılıyor olabilirsiniz.

Büyük bir duygusal olay yaşadığımızda beynimiz tekrar aynı durumun yaşanacağı ihtimalini hissettiğinde bizi uyarıyor. Ancak en küçük detaylar bile beyin tarafından kaydedilir ve düşünceye dahil olur. Hissettiğimiz, hatırladığımız, davranışımızı değiştirecek kadar olmasa bile, her veri beyin için kaydedilmiş bir sayıdır. Ve bazı davranışlar bu sayıların bir noktaya ulaşması, bazıları da bunların sonradan hatırlanması üzerine kurulur. Ramachandran’a göre, yumruk yaptığımızda tırnaklarımızın avcumuza batması bile beynimizde kalıcı iz bırakır.

Ellerimizi yumruk yapma ile tırnaklarımızın avucumuzda batması arasındaki bağlantı gibi, çok kısa süreli duyusal bağlantılar bile beyinde kalıcı izler bırakmaktadır. -Beyindeki Hayaletler, V.S.Ramachandran

Bir işletme çalışanının, örneğin bir garsonun farkında bile olmadığı ufacık bir hatalı davranışı, tekrar oraya gitmek istememenize neden olabilir.

Yüz milyar nöron, birbiriyle binlerce bağıntı kurabiliyor. Ayrıca, sinapslar uyarıcı ve engelleyici olabiliyor. Ramachandran, tüm olası ihtimaller göz önüne alındığında, bir beyindeki muhtemel durumların sayısının, tüm evrendeki tüm atom ve atomaltı parçacık sayısından fazla olacağını söyler.

Geçmişinizde sizi iyi veya kötü hissettiren şeyler gelecekte daha kolayca ateşlenecek sinapsları tekrar oluşturur. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Brening

İnsan beyni, evrende keşfettiğimiz en karmaşık yapıdır.

Önceden bir şekilde sinasplarımız oluşmuştur; bazıları tekrarlar, alışkanlıklar, bazıları da olaylar ve yaşattıkları duygular nedeniyle. Bu nedenle çeşitli düşüncelere sahibiz ve beklenti içerisindeyiz. Olaylar beklentimize göre gerçekleştiğinde , L.Z.Breuning’in deyimiyle ”ne olup bittiğini biliyor gibi” hissederiz. Bu nedenle inançlarımıza sadık kalır, alışkanlıklarımızı sürdürür, sevdiğimiz şeyleri yapmaya, sevmediklerimizden kaçmaya devam ederiz. Ama bizim böyle davranmamız, gerçekte ne olduğu veya o anki rasyonel davranış hakkında fikir vermez. Dolayısıyla zaman zaman, sinapslarımızı izlediğimiz yolda olmadık sonuçlarla karşılaşırız. Böyle durumlarda korteksimizde karar alıp isteklerimizden bağımsız davranışlar uygulayabiliriz. Sevmediğimiz derse çalışır, sigarayı bırakır, diyete başlar, küs olduğumuz kişilerle barışabiliriz.

Dünyadaki döngüler sinapslarınıza uyduğunda elektrik akar ve siz ne olup bittiğini biliyor gibi hissedersiniz. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Brening

Bir taraftar, hakemin maçı iyi yönetmediği hissine kapıldığı andan itibaren gördüğü her karar kendisini haklı çıkarıyor gibi hissettirir.

Tekrar eden olaylarda; nöron yolları genişler, miyelinle kaplanır, sinapslar oluşur, alıcılar artar. Beynimiz, tekrar tekrar yaptığımız şeylere hazırlıklıdır. Duygusal bir deneyim yaşadığımızda da sinapslar oluşur, dolayısıyla aynı duruma hazırızdır. Ayrıca, aynı anda gerçekleşen olaylar arasında da bağ kurarız. Hep aynı yerde gördüğümüz kişiyi, oraya gidince gözümüz arar. Bir şarkı sözünün başını duyunca sonunu tamamlarız. Çorba önümüze gelince tuza elimiz uzanır.

Birlikte ateşlenen hücrelerin arasında bağlantı kurulur. -Brain Up, John B. Arden

”Seyran ne demektir?” diye sorulduğunda insanlar ”Bayramla ilgili bir şey.” diyorlar. ”Bayram değil seyran değil..” deyiminde birlikte kullanım nedeniyle zaman içinde ikisi arasında anlam ilişkisi yaratılmış. Oysa seyran ”gezi etkinliği” demek.

Bu da beynin en az enerji ile en fazla işi yapma prensiplerinden biridir. Eğer sürekli bir şeye başka bir şeyle maruz kalıyorsak, nöronlar arasında ilişki kurulur. Birini görünce diğerine hazırlanırız. Beyinde, birlikte sık kullanılan nöronların gelecekte de birlikte kullanılacağı varsayılır. Bir dili konuşurken aklımıza o dilden kelimeler gelmeye başlar. Eski bir takımdaki bir futbolcuyu hatırlayınca diğerlerini sayarız. Öndeki aracın fren lambası yanınca ayağımız frene uzanır.

Doğadaki her canlı olabildiğince az nöron çalıştırır, çünkü nöronlar metabolizma için pahalıdır. Aktif bir kastan çok daha fazla oksijen ve glikoz tüketirler. Bir nöronu hayatta tumak çok fazla enerji gerektirir ve bu da hayatta kalmayı zorlaştırır. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Brening

Bir matador gösterisi izleyen -İspanyol olmayan- bir kişinin kafasında pek çok soru işareti oluşur. Mevcut nöronlar arasında akla gelecek en kısa bağıntılar kurulur. Matadorun elindeki kırmızı ile boğazının kızgınlığı arasında bir ilişki yaratılır ve şöyle düşünülür: ”Boğalar kırmızı renge saldırır.” Oysa boğalar dikromattır, yani sadece iki rengi görebilirler ve kırmızı rengi göremezler.

Sık sık birlikte ateşlenen nöronlar da giderek daha hızlı ateşlenmeye başlar; beynimiz de birlikte ateşlenmeleri ihtimalini daha yüksek görür. John B. Arden, bunun deneyim artışını ve bir konuda ustalaşabilmemizin nedeni olduğunu söyler. Bilincin karar veremeyeceği kadar hızlı kararlarımız bu şekilde gerçekleşir.

Nöronlar sık sık birlikte ateşlenirse, giderek birlikte daha hızlı ateşlenmeye başlarlar. Bu, verimliliğin artmasına yol açar; çünkü belli bir beceriyi gerçekleştirmek için gereken nöron sayısı o denli kesinleşir. -Brain Up, John B. Arden

”Her nöronun bir sürü sinapsı olabilir, çünkü bir sürü kolu ve dendriti de olabilir. Çok fazla elektrik hareketi olduğunda yeni dendritik dalları oluşur. Elektrik hareket olan sıcak noktalara doğru ilerledikçe bu dallar, elektriğin boşluktan atlamasına yetecek kadar birbirine yaklaşır. Böylece bir sinaps doğar. Bu sayede iki fikir arasında bağlantı kurarınız.” -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Brening

Bunun tersi de geçerlidir. Kullanılmayan bağıntılar zamanla zayıflar. Sinaps alıcıları azalır, birlikte ateşlenen nöronlar arası ilişkiler kaybolur. Bir dili kullanmadıkça unutmaya başlarsınız. Artık görüşmediğiniz insanlarla ilgili detaylar kaybolur. Alışkanlıklar, rutin davranışlar, alışıldık tepkiler yavaşça silinir.

Kullanmak bağlantıları güçlendirir, kullanmamak ise zayıflatır. İlişkilerin güçlendirmediği eski bağlantılar zayıflayacaktır. -John B. Arden

Nöronların birbiriyle kurduğu ilişki, laboratuvar ortamında kaydedildi. İnanılmaz ilham verici bir görüntü.

L.G.Breuning, bir işi eğlenceli hale getirdiğimizde daha iyi yapmamızın sebebini de beynimizdeki devrelerle açıklar. Dil öğrenmek, seyahat ederken veya film izlerken eğlencelidir. Eğlence, nöron yollarını oluşturacak tekrarları daha çok yapmamızı sağladığı gibi, sık sık eğlence ile birlikte ateşlenen nöronlar da bir sonraki sefer daha kolay harekete geçecektir. Birlikte ateşlenen nöronların arasındaki iletişimin gücünü kullanmak için, işleri eğlence ile birleştirmek gerekir.

”Enerji konusunda emin olmanın bir yolu, yeni alışkanlığınızı sabah ilk iş olarak planlamak olabilir. Mümkünse sizi zorlayan yeni davranışınızdan hemen önce ya da sonra eğlenceli bir şeyler yapın. Gerekirse gün ortasında en sevdiğiniz dizinin tekrarını izleyin. Yeni nöronları harekete geçirmek sandığınızdan daha çok enerji harcamanıza sebep olur ve bu enerjiyi mümkün kılmanın yolu planlama yapmaktan geçer.” -Loretta Graziano Breuning

Ayrı ateşlenen nöronlar, ayrı bağlantılar kururlar. Birbirleriyle uyum içinde harkeket etmeyen nöronlar, aralarında bağlantı kuramayacaklardır. Bu, unutmanın şiirsel açıklamasıdır. -Brain Up, John. B. Arden

Beynin tamamı sinirlerden oluşur ve hepsi elektrik akımını iletir. Dolayısıyla tüm nöronlar birbirine bağlıdır. Birlikte ateşlenen nöronlar konusu, bir olay yaşandığında beynin belirli bir kısmını kullandığınızda, sonraki seferler yine aynı kısmın kullanılacağı anlamına gelir. Örneğin, korku verici bir olay amigdalanızı uyardığında, sonraki benzer durumda korkmanız gerekmediği halde korkmanıza neden olur.

Barney, yıl boyu bir restoranın adı her geçtiğinde hapşırır. Önemsiz bir detay olarak Marshall bunu fark etmez. Bir gün, o restoranda bir planı vardır. Marshall’da oraya gitme isteği uyandırmak için hapşırır. Hakikaten Marshall oraya gitmeyi önerir. Birlikte ateşlenen nöronlar zamanla bir bağ oluşturur.

Amigdala, önemli bir durumda korkmanızı sağlayarak size yardım eder ama bundan sonra aynı durumlara karşı aşırı duyarlı hale getirir. Sorun, korkmanız gerkemeyen zamanlarda bile korku sisteminizin çalışmasıdır. -Brain Up, John B. Arden

Bir şeyi bir ortamda öğrenen kişilerin, aynı ortamda sınava girdiğinde daha başarılı olduğu görülmüştür. Bir işi yaparken kafein tüketiyorsanız, aynı verimi almak için yine kafein tüketmek gerekir. Bazı maddelerin sürekli kullanımı, beynin o maddenin varlığı halinde normal çalışmasını ve eksikliğinde işlevlerini tam gerçekleştirememesine neden olur. ”Yoksunluk sendromu” denen bu durumda, örneğin esrar, alkol, sigara bağımlıları için aniden bırakma durumunda bazen ciddi sağlık problemleri yaşanmaktadır.

Ders çalışırken kahve içen biri, sınava girmeden önce de kahve içmelidir. ”Kafein beyni etkiler ve hatıraları tetikleyebilecek özel bir dahili durum yaratabilir. Sınava hazırlanırken kafein yüklü geceler geçiren sınavda kafein tarafından uyarılırsa hatırlaması kolaylaşır.”-Dean Burnett

Nörokimyasallar, asfafaltın kötü bir yolu kaplaması gibi, bu yolları kaplar. Tekrar etmek de yollarınızı sağlamlaştırır. Bazı sinir yolları devasa otobanlar haline gelir, çünkü onları defalarca ve nörokimyasal olarak aktive etmişsinizdir. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

Tekrar edilen davranışlar alışkanlıklara dönüşüyor. Belirli bir duyguyla yaşanan olaylarda, olayın tekrarında aynı duygu hatırlanıyor. Birlikte yaşanan olaylarda biri gerçekleştiğinde diğerini bekliyoruz. Aynı şekilde, bir olay bir duygu ile yaşandığında, aynı duyguyu tamtmak için davranışımızı değiştiriyoruz. Stresli birkaç anında sigara içen bir kişi, tekrar stres olduğunda sigara içmek isteyecektir. Babası kızdığında annesi tarafından kurtarılan bir çocuk, bir sonraki sefer annesine kaçacaktır. Öğretmen tarafından ödevi beğenilen bir çocuk, sonraki sefer o derse daha dikkat edecektir.

Birkaç yemek sonrası sigara içen kişi, bir süre sonra her yemek sonrasında sigara aramaya başlar. Birkaç kez çay içerken sigara içen bir kişi, bir süre sonra biri varken diğerini arar. Stresli birkaç anında sigara içen bir kişi, sonraki stresinde sigara arar.

Mesela bilgisayarı tamir ettiğinde anne babasından saygı gören bir çocuk, bilgisayar konusunda başkalarına destek olduğunda takdir bekler. Yani davranışı tekrarlar ve yol oluşur. Nihayetinde elektriğimizin yol alacağı milyarlarca yol oluşur ve bunlar duygularımızı anlamlandırmamıza neden olur. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

Belirli bir olayın yarattığı duygu yoğunluğundan dolayı ya da başka bir sebeple insan beyninde bir düşüncenin etkisinden çıkılamadığı durumlar yaşanır. Obsesyon adı verilen bu durumda, nöronların aşırı etkileşimi nedeniyle beynin ana gündeminde bir düşünce yer alır. Bu durumdan çıkmak için yapılan bir faaliyet, düşüncenin etkisinden çıkılamadığı için aynı faaliyeti tekrar tekrar yapmaya yol açabilir. Buna kompulsiyon denir.

3 Idiots filminde, kötü bir durumla karşılaştığında ”All is well” (Her şey güzel/yolunda) demenin güzel olduğu düşüncesine varmış olan Rancho’da bu davranış zamanla kompulsiyona dönüşmüştür ve her stres olduğunda otomatik olarak ”All is well” demektedir.

Obsesyon beyinde tekrarlayan ve kontrol edilemeyen bir düşüncenin olmasıdır. Kompusiyon ise kontrol edilemeyen obsesif düşünceyi rahatlatmak için yapılan hareketlerdir. -Oytun Erbaş

Acıktığımızda yiyecek aramamız, bir şey düştüğünü hissettiğimizde eğilmemiz, yüksek bir ses duyduğumuzda irkilmemiz, sandalyeden tam düşecekken doğrulmamız; beynimiz tarafından atalarımızda işe yaramış ve hayatta kalmalarını sağlamış tepkilerdir. Benzer şekilde beynimiz, ilk defa bizim karşılaştığımız durumlar için de tepkiler tanımlar, bu nedenle hayatta kalmamızı sağlamaya çalışır. Hayvanlar, kafesinde tanımadığı bir nesne görünce onu gömerler. İnsan için bu dışarıdan gereksiz bir davranış olarak gözükebilir ve çoğu durumda da öyledir. Ancak hayvanlar açısından bu obsesyona sahip olmak, genlerinin bu çağa ulaşmasını sağlamıştır.

İnsanlarda en sık karşılaşılan obsesyon ise, elinin kirli olduğunu düşünmek ve bu obsesyonun kompülsif davranışı da el yıkamaktır. Ama bütün obsesyonlar bu kadar masum olmayabiliyor.-Psikiyatrinin Kara Kitabı, Oytun Erbaş

Ayrılık gibi yoğun bir duygu birikimi yaşayan bir genç kız, mesaj attığında kendini iyi hissetmiş olabilir. Çünkü yeniden iletişim kurmak için bir yoldur ve beyni ona doğru bir şey yaptığını söylemiştir. Cevap gelmeyince başlangıçtaki duygu durumuna döner ancak, aynı duygu durumunda iken mesaj atarak rahatladığı için tekrar mesaj atar. Sonuç olarak; ayrılık düşüncesi obsesyon, mesaj atmak kompulsiyondur.

Basit bir elektronik cihaz tasarladığımızı düşünelim. Bir lambaya bağladığımızla lambanın gündüz kapanmasını, gece yanmasını sağlıyor. Bunun için sabah 6’da kapanmasını, akşam 6’da yanmasını sağlıyoruz. Bu basitlikte bir lamba, yıl içinde güneşin doğum ve batış zamanları değiştiği için her gün saatlerce boşa yanacak ya da yanması gerektiği bazı anlarda ortalık karanlık olacaktır. Biraz daha gelişmiş bir lambada ışık sensörleri koyarız, böylelikle ortalık aydınlıkken kapanır, karanlıkken yanar. Ancak sensörün önüne bir kuş yuva yaptığı için her zaman açık kalabilir veya günün belirli saatlerinde bir camdan yansıyan bir ışık aydınlattığı için kapanabilir. Bu durumların hiçbirinden lambanın da sensörün de haberi olmaz. O, görevini doğru yapmaktadır. Hayvanlar için de, bizim için de bazı durumlardaki otomatik tepkilerimiz böyledir. Ancak bu tepkilerin doğru olmadığını anlamak için insana özgü bir bilinç gerekir.

Obsesyon sadece insana özgü değil, insanın neredeyse bütün hayvanlarda paylaştığı ortak bir güdüdür. Obsesyon organizmanın kendini koruması için gerekli bir faaliyettir. Örneğin, yaralı bir hayvanın sürekli olarak yarasını yalaması, kontrol etmesi, temizlemesi obsesif bir harekettir. Bu yolla yarasının bakımını sağlar ve hayatta kalmayı başarır. -Psikiyatrinin Kara Kitabı, Oytun Erbaş

Hayvan zihninde çeşitli algoritmalar vardır ve dışarıdan etki-tepki mekanizmasını anlamak genellikle mümkündür. İnsan davranışları ise son derece komplekstir ve hala anlayamadığımız pek çok davranışımız vardır. Yine de insanların da etkiye geliştirilen tepkiyi tıpkı bir hayvan gibi ısrarla tekrarladığı olur.

Beynimizin bu şekilde çalışması, deneyim kazanma ve ustalaşma konusunun da temelidir. Golf sopasını elimize ilk aldığımız zaman yaptığımız vuruş kötüdür. Zamanla nasıl vurduğumuzda topun nereye gittiğini ve başarısızlığın nasıl hissettirdiğini keşfetmeye başlarız. Sonrasında, vuruş öncesinde aynı duyguya yakalanmayacak bir ölçüde vurmaya çalışırız. Başarılı olduğumuzda, başarılı olduğumuz vuruşu tekrarlamaya çalışırız. Zaman içinde bilincimizin anlamayacağı kadar detaylı davranışlara sahip oluruz.

Lise öğrencisiyken boy dezavantajı nedeniyle üçlük atış konusunda kendini geliştiren Stephen Curry, zamanla mesafe tanımamaya başladı, NBA’deki tüm takımların oyun planını ve ligin gidişatını değiştirdi ve gelmiş geçmiş en iyi şutör oldu.

Bir müzik enstrümanı çaldığınızı hayal edelim. Örneğin piyano. Piyano çalarken müziğin tınısını hissediyorsunuz ve bundan müthiş bir haz alıyorsunuz. Beste yapmanın ve yaptığınız bestelerin sizi geleceğe taşıyacak, belki de ölümsüzleştirecek bir vasıta olduğunu biliyorsunuz. Bunlar sizin maddi hazlarınız. Fakat siz beste yaptıkça, yaptığınız her beste beyninize bir geri dönüş sağlıyor ve nöronlarınız arasında yeni, daha önce hiç olmayan bağlantılar geliştiriyor. -Psikiyatrinin Kara Kitabı, Oytun Erbaş

Bu deneyim biri tarafından elimizden alındığında bize iyilik yapmış olmaz. Her gün odası annesi tarafından toplanan bir gençte odasını toplama içgüdüsü gelişmeyecektir. Önündeki sağlam defans oyuncusu, kalecinin reflekslerini köreltecektir. Her bunaldığında sorunlarını bir stres tepkisi ile erteleyen kişi; sorunlarını çözemeyecektir. Her kolaylık bir sakatlamadır.

Çok klasik bir örnek: Kozadan çıkmasına yardım ettiğiniz kelebek uçamayacaktır. Uçmak için, kozayı açabilecek kadar güçlü kanatlara sahip olmak gerekir.

Eski dönem Avrupa’sında lise öğrencilerine sırtlarından ter damlatarak Latince öğretmelerini sebebi, Latince’nin gündelik hayattaki veya iş hayatındaki fonksiyonel faydasından ziyade, öğrenmesi son derece güç bir lisan olması vesilesiyle bu dili öğrenen bireylere bir öğrenme disiplini, bu bilişsel disiplin kazandırmaktır. -Psikiyatrinin Kara Kitabı, Oytun ErbaşDeneyim genç nöronları miyelinle kaplar, böylece elektriği hızla iletir.  

Breuning, geçmişteki eylemlerimizin gelecekteki eylemlerimizi şekillendirmesini şöyle özetler: ”Deneyimli sinapslar komşu nöronlara elektrik göndermekte daha başarılıdır, bu yüzden daha önce gittiğiniz bir yoldan gitmekte daha iyisinizdir. Kullanılmayan nöronlar körelir, bu yüden daha önce kullandığınız nöronlara ciddi şekilde güvenirsiniz. Yeni sinapslar halihazırda kullanılan nöronlar arasında gelişir, böylece bağlantılar kurarsınız. Alıcılar büyür ya da körelir, bu yüzden daha önce hissetmiş olduğunuz duyguları yeniden hissettiğinizde anlamlandırabilmek daha kolaydır.”

Hayat deneyiminizle oluşan karmaşık sinir ağının tek ustası sizsiniz. Hangi davranışların ve düşüncelerin sizin için iyi olduğuna siz karar verirsiniz. Mutsuz kimyasallarınız salgılandığında o elektriği başka yöne kaydıracak gücünüz var. Bu yeni bir düşüncenin oluşması için alan yaratır. Başta bu bir elektrik kaçağı gibi gelebilir ama devam ettiğinizde yeni ve mutlu bir alışkanlık oluşur. Bu yeni alışkanlığı akıllıca seçmeniz gerekir. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

Her eylemimiz beynimiz tarafından sayılıyor. Başımıza gelen her şey kaydediliyor. Duygusal yoğunluk içeren durumlar ayrı bir anlam taşıyor. Birlikte olan olaylar birbiriyle ilişkilendiriliyor. Tüm bunlar her saniye tüm kararlarımızı, hislerimizi, düşüncelerimizi ve muhtemel eylemlerimizi etkiliyor. Bugüne kadar yaşadıklarımızdan etkilenen algoritmalarımız, muhtemel davranışlarımızı şekillendirmek için iyi olsa da her zaman bu hislere uymak gerekmiyor. İnsanı hayvandan ayıran düşünce biçimi, beynin bugüne kadar yaşanlardan bundan sonrası için aldığı kararların da ötesinde kararlar alabilmekten geçiyor. Duyguların ve tekrarların sonraki davranışlarımızı şekillendirebildiği bir beyne sahip olmak, davranışlarımızı değiştirdiğimizde düşüncelerimizi değiştirebileceğimiz anlamı taşıyor.

KAYNAKLAR

  • Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning
  • Brain Up, John B. Arden
  • Psikiyatrinin Kara Kitabı, Oytun Erbaş
146 Views

Mühendis, girişimci, tasarımcı, yazar.