Kafatasına giren çubuk, beyinle ilgili ne gösterdi

1848 yılında Phineas Gage adında Amerikalı bir işçi, demiryolu inşaatında çalışırken bir kaza geçirdi. ”Sıkıştırma şişi” olarak kullandıkları demir bir çubuk, bir patlama ile çenesinin altından girdi, göz boşluğundan geçti ve alnının üzerinden çıktı. Gage’nin kafasının içinden geçen çubuk patlamayla savrulan her şey gibi yere düştü. Diğer işçiler çubuğu bulduklarında üzerinde Gage’nin kanı ve beyninden parçalar vardı.

Phineas Gage’nin kafatası Harvard Üniversitesi’ndeki Warren Anatomi müzesinde sergilenmekte

Ancak Gage ölmemişti. Üstelik, patlama sonrası bilinci açık bir şekilde arkadaşlarının yardımıyla ayağa kalkmış ve kağnı arabasına kadar birkaç yüz metre yürümeyi başarmıştı. Doktorların yaşamasını beklemediği Gage, kazadan üç ay sonra işinin başına dönmüştür. Konuşma, hareket yetenekleri ve hafızası zarar görmemişti. Her şey neredeyse eskisi gibiydi.

Gage, ”Hayatta kalan adam” olarak Demir çubukla fotoğraf çektirmiştir

Ancak bir tuhaflık vardır. Kazadan önce ”çalışkan ve yetenekli” olarak anılan Gage, bencil ve ani öfke nöbetleri yaşayan birisine dönüşmüştür. Arkadaşları onu tanımakta güçlük çekerler. Onun için ”inatçı, laf anlamaz, kararsız, değişken” olduğu söylenir. Planlar yapmakta ancak onlara uymamaktadır. Bir çocuk gibi düşünmekte ancak hayvani isteklere sahip bir adam gibi davranmaktadır. İstikrarlı çalışma hayatı da son bulan Gage, pek çok işte çalıştıysa da hiçbir yere uyum sağlayamaz. Kazadan 13 yıl sonra da bir dizi nöbet geçirdikten sonra hayatını kaybeder. Kafasına girip çıkmış demir çubukla birlikte gömülür.

Gage’nin kafatasına giren çubuğun beyninde yol açtığı nörolojik hasarın bugünün teknolojiyle elde edilmiş bir 3D simülasyonu

Ölümünden 7, kazadan 20 yıl sonra, kazadan sonra tedavisini yapan doktor Martin Hawlow, Massachusetts Tıp Derneği’ne bir rapor sunar. Dahiyane bir fikri vardır. O zamana kadar inanılan; beynin bir bütün olarak çalıştığı ve hiçbir kısmının belirli bir konuda uzmanlaşmış olmadığıdır. Harlow ise, Gage’nin kazadan sonraki kişilik değişimlerinin beyninin hasar gören kısmı ile ilgili olduğu ihtimali üzerinde durmaktadır. Ona göre, beynin ön bölgesi sanki ”düşünsel melekeler ile hayvani eğilimler arasındaki dengeyi” sağlamakla görevli gibidir. Ancak harika bir tespit ve iyi bir sunum, dönemin biliminsanlarını ikna etmeye yetmediği gibi bunun doğru olabileceği üzerinde bile durmazlar.

İnsan beyninde frontal (ön) lob

Üstelik, Hawlow’un sunumundan 7 yıl önce, Fransa’da Paul Pierre Broca adlı bir cerrah, 21 yılda konuşmasını adım adım kaybetmiş bir hastaya yaptığı otopside, beynin sol yarı küresinin ön lobunda hasarlı bir doku bulmuştur. Bu kısma ”Broca alanı” denmiş ve 3 yıl sonra bir Alman nörolog olan Carl Wernicke, bu bölgenin biraz arkasının da sözleri anlamaktan sorumlu olduğunu keşfetmiştir. Ancak yine de bunların konuşma ile ilgili keşifler olduğu, Gage’nin konuşmasında ve hareket yeteneğinde bir bozulma görülmediği, düşüncenin beynin belirli kısımlarına dağılan bir görevlendirmesi olmasını düşünmek için bir neden olmadığı sonucuna varılır.

Bu tavır, ”Descartes yanılgısı” adıyla da tartışılır. Descartes, ruh ve bedenin ayrı olduğu düşüncesini iddia etmiştir. Yüzyıllarca kabul gören bu düşünce, Gage’nin vakasında beynin kısımları olduğu ihtimalinin akla bile getirilmemesine sebep olmuştur. Bugün ise, bu vaka Descartes’in yanıldığının ve ruhun esasında olmadığının tartışmalarını başlatmıştır.

Dürtü, David Lewis

1878 yılında, yani kazadan 30 yıl sonra, İngiliz psikolog David Ferrier, Gage’nin neden hareket, konuşma ve hafıza fonksiyonlarına zarar vermezken kraterini değiştirdiğini açıklarken ”prefrontal korteks” tanımını kullanır. Gage’nin sol prefrontal korteksi zarar görmüştür.

“Prefrontal korteksin temel görevi idari işlevlerdir (executive functions). Adından da anlaşılabileceği gibi bu bölgenin en bilinen işlevi beyni ve vücudu idare etmesidir. İyi ve kötü, güzel ve çirkin, geçmiş ve gelecek arasında farkı hep bu bölge sayesinde anlarız. Örneğin, evde süt bittiğinde süt almak için markete gitme fikri prefrontal kortekste oluşur. “Markete git ve süt al”. Buradan çıkan emir premotor kortekse gider ve markete gitme eylemi başlar. Eylemlerimizin sonuçlarını tahmin etme temel olarak prefrontal korteksin görevidir.Bu sayede sosyal normlara göre davranırız ve normal oluruz. Hiç kimse süt almaya çırılçıplak bir şekilde gitmez dimi? Markete emekleyerek giden kimseyi de görmeyiz. Aradığımız süt markasını hangi markette, ne kadarlık fiyata bulabileceğimizi de az çok tahmin ederiz. Tüm bunların arkasında prefrontal korteksimiz görev alır.”
-Kaynak: sinirbilim.org

Bugün buna benzer pek çok vaka kayıtlıdır. Herhangi bir sebeple beynimizin belirli kısımlarının fonksiyonunu bozan olaylar, davranış değişikliklerine yol açabilir. David Lewis, Dürtü kitabında 35 yaşında beyin tümörüne yakaladıktan sonra evliliği ve iş hayatı bozulan bir adamı anlatır. Bir başka örnek, yaşlandıkça uygunsuz şakalar yapmak ve bunların çok komik olduğunu düşünmektir. Bu gibi bir durum muhtemelen beynin orbitofrontal corteks kısmındaki lezyonlar nedeniyledir.

David Lewis’in Dürtü isimli kitabı, Gage’den bahseden yüzlerce kitaptan biri. Bu vaka, ”tıp tarihindeki en ünlü vaka” olarak anılıyor.

Beynimizin tamamı içerisinde birbirine bağlı trilyonlarca nöron, fonksiyonunu yapmayan belirli kısımlar varken de bağıntı kurma ve görevine devam etme eğilimindeler. David Lewis şöyle diyor; ”İnsan evrimleşirken hayatta kalmayı zorlaştıran o kadar çok fiziksel tehdit vardı ki beyin, hızlı karar vermeyi ve harekete geçmeyi sağlamak için sezgisel kestirme yolları erimleştirdi.” Uyum sağlamaya odaklı beynimiz, görevini yapmayan kısmın yokluğuna hemen adapte olup çalışmaya devam ediyor. Bu, hayatta kalmamız için avantaj.

Kaynak: bilimvegelecek.com.tr

Ancak üzerine düşünülmesi gereken şudur, şuanda düşünmemiz gerektiği gibi düşündüğümüzden nasıl emin olabiliriz? Beynimizin belirli bir kısmı kapanmış ya da görevini yapmayı bir süredir yavaşça bırakıyor olsa bundan haberimiz bile olmaz. Kalan nöronlar dünyayı kendi yorumladığı haliyle görmeye ve biz de her şeyi düşündüğümüz gibi algılamaya devam ederiz. Bir tümör, lezyon ya da başka bir nedenle görevini az yapan bir kısmın varlığı, onu düşünerek fark etmemize neden değildir, çünkü kalan kısımlar görevini yapmayan kısma rağmen çalışırlar. İnsan, doğru düşündüğünden asla emin olamaz, beynimizin tamamı çalışmıyorken bile beynimiz çalışmaya devam ediyordur.

David Lewis’in Dürtü kitabını 18.11.2017’de okumuştum. Fotoğraflar 05.08.2019’da Kütahya Kitap&Kahve’de çekildi.
248 Views

Mühendis, girişimci, tasarımcı, yazar.