Taklit, Empati ve Ayna Nöronlar

– Bu yazı yeniden yazılıyor

BÖL VE ÇAL OYUNU: Akıllı hissetmek 31, aynı zamanda Hızlı ve Yavaş Düşünme kitabında da var, aynı zamanda Taş Kağıt Makas kitabı ve oyunu da bu yazının girşişini oluşturabilir.

LİDERİ TAKİP ETMEK, OTORİTE: Milgram deneyi, otorite, başkalarının aklı, Uyumsuzluk 180,

Dürtme: 70’ler, 177

Aptal beyin 2019

Öykücü Beyin 50, 174

Brain Up 207, 209

Görünmez Goril

Uyumsuzluk

AYNA NÖRONLAR NASIL KEŞFEDİLDİ

1996 yılında, Giacomo Rizzolatti ve iki nörofizyolog arkadaşı, maymunlar üzerine bir deney yapmaktaydılar. Maymunların beyinlerine yerleştirdikleri elektrotlarla zihin hareketleri monitöre yansırken, bir yandan da davranışlarını izlemekteydiler. Maymun bir cevizi alıp bir başka yere koyarken harekete geçen nöronları tespit etmişlerdi. Deney sonrası, deneycilerden biri cevizi maymunun önünden alıp başka bir şey oldu. Ekranda inanılmaz bir şey gördüler. Deneyci cevizi bir başka yere koyduğunda, maymunun kendi koyduğunda çalışan nöronlar hareket geçmişti. Bu keşfe ”ayna nöronlar” denildi.

AYNA NÖRONLARLA KISA BİLGİ VE İŞLEVİ

Bir hareketi sürekli tekrarlarsak nöron yolları oluşur ve alışkanlığa dönüşür. Bir olayı veya davranışı yaşarken bir duygu yaşarsak, o duygu ile o olay arasında beynimizde bağ kurulur. Bunun, başkasını izlerken de yaşanması oldukça entereresandır. Ayna nöronların etkisi, hareketi bizzat yapmaktan daha zayıf olsa da, sürekli karşılaştığımız ödüllendirme ve tehlikeyle karşılaşma durumu bizde bağlantılar oluşturmaya yetiyor.

”Ayna nöronlar sadece irisinin ödül aldığını ya da tehlikeyle karşılaştığını gördüğümüzde harekete geçer. Bu harekete geçiş kendi deneyiminizle gerçekleştirdiğinizden daha zayıftır. Fakat bir insanı sürekli olarak ödül alırken ya da tehdit altındayken izlerseniz bağlantılar kurulur.”
– Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

Başkalarında gördüğümüz her şeyi taklit etmeyiz. Ayna nöronlar sadece birisinin ödül aldığını ya da tehlikeyle karşılaştığını gördüğümüzde harekete geçer. Bu harekete geçiş kendi deneyiminizle gerçekleştirdiğinizden daha zayıftır. Fakat bir insanı sürekli ödül alırken ya da tehdit altındayken izlerseniz bağlantılar kurulur. Gördüğünüz şekilde kendinizi ödül almaya ya da tehlikeden kaçınmaya koşularsınız.
– Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

AYNA NÖRONUN EVRİMSEL NEDENİ

Breuning şu örneği verir; annesinin böğürtlen gördüğündeki heyecanını gören çocukta, daha meyveyi yemeden dopamin salgılanır. Bertrand Russell, çocukların sahip olduğu korkuların tamamının yetişkinlerden kopyalandığını söyler. Beş yaşında bir çocuk aslandan bile korkmadığını söyler; ancak, örümcekten hiç korkmayan bir çocuğun örümcekten korkan bir bakıcıya sahip olduktan sonra korkmaya başladığını görmüştür.

Başkalarının başına ne geldiği ve buna göre ne yapmamız gerektiği, tarih boyu bizim için hayati önem taşımıştır. Ayna nöronların varlık sebebi, bizi hayatta tutmuş olmasıdır. Birinin ayağını çaptığını gördüğümüz an ayağımız kasılır. Bir insan balkondan sarkınca hemen eğiliriz. Yanımızdaki kafasını eğince biz de eğiliriz. Birisi esneyince esner, gülünce güleriz.

Yüzbinlerce nesil öncesini düşünelim. Bir arkadaşınızla sohbet ediyorsunuz. Birden kaçmaya başladı. Üç ihtimal var; hiç düşünmeden kaçmak, dönüp neden kaçtığına bakmak ya da hiçbir şey yapmamak. İlkinin soyu devam etmiş, diğerlerinin soyları zamanla tükenmiştir. Ya da bir tehlikeden biri sağa biri sola koşan iki kişi düşünelim. Bir grup insan karar veriyor. Kimisi sağa koşanı izliyorlar, kimisi sola koşanı. Bazıları olduğu yerde kalıyor. Diyelim ki, sağa koşanların hepsi hayatta kaldı. Diğer hepsi öldü. Ölenlerde bir başkasını taklit edenlerin oranı %50 idi, ama kalanlarda %100. Taklit edenlerin yarısı ölürken, etmeyenlerin tamamı ölür. Aynı durum tekrar ve tekrar da yaşansa; hiçbir şey yapmamak hayatta kalma riskini artırırken, taklit etmek hayatta kalma şansını artırır. Bugünkü davranışlarımızın bugüne ulaşmasının nedenini, hala silinmemiş olmasıdır. Matematiksel olarak, eninde sonunda başkalarının davranışlarını taklit edenlerin hayatta kalma riski yüksektir.

Beynimiz diğer insanları belirsiz senaryolarda başvurulacak referanslar olarak kullanmayı tercih eder. -Dean Burnett

Doğal seçilim başkalarının yargılarına güvenebileceğiniz bir beyin yarattı. Fakat sürü davranışlarının insanlar için bir eksisi var. Diğerleri uçurumdan atladığında kendimizin de atlaması konusunda endişe edebiliyoruz. Grup düşüncesi, çete ve manevi bağlar konusunda endişe duyuyoruz. Kendimizi genellikle aslanlar arasındaki bir kuzu gibi hissediyoruz, çünkü oksitosine ihtiyaç duyuyoruz.
– Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

Sürünün parçası olmak ancak kalabalığı takip ederseniz ve onlar koştuğunda siz de koşarsanız sizi korur. Sürünün gördüğü aslanı, koşmadan önce kendiniz görmekte ısrar ederseniz hayatta kalma şansınız azalır.
– Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

”İnsan beyni mükemmel bir fotokopi makinesidir. Gruplar halinde yaşamanın atalarımıza sağladığı faydalardan biri, her şeyi kendi başlarına keşfetmelerine gerek olmamasıydı; örneğin avlanmayı ya da ateş yakmayı diğerlerinin nasıl yaptığına bakmak öğrenebiliyorlardı. Biri aniden olanca hızıyla koşmaya başladığında olduğunuz yerde dikilip arkasından bakmak yerine aynı hızda arkasından koşmanızda fayda vardı.”
– Uyumsuzluk, Ronald Giphart & Mark Van Vugt

Ayna nöronlar, başka insanların yaşadığını gördüklerimizle harekete geçiyor. Beynimiz, bunların bizim başımıza gelmediğini biliyor. Ancak sürekli bir şeye başkasının maruz kaldığını görmek, bizim beynimizde de aynı koşula duyarlılığa neden oluyor. Buna göre bir sinema filmi, ısrarla gösterilen bir televizyon reklamı; bir insanda bir alışkanlık yaratmaya, anlayış değiştirmeye neden olabilir. Sadece para düşünen insanların mutlu olduğu bir dizi izlemek, bir insanın sadece para düşünmesine neden olabilir. Acımasız bir karakterden nefret edebiliriz ama sahip olduğu güç hissi ayna nöronlarımız aracılığıyla bizde keyif uyandırır ve tekrar izleriz. Beynimiz başka insanların ödüllendirildiği ve tehlikeye düştüğü durumları ciddiye alır.

Ayna nöronların biyolojik nedeni, başkalarının kaçtığı tehlikelerden kaçmakla yakından ilişkilidir. Birinin bir şey yediğinde başına gelenleri gördüğümüzde hemen denemekten vazgeçeriz. Aynı yemeği yediğimiz arkadaşın yüzü buruştuğu anda ağzımıza götürdüğümüz kaşığı durdururuz.

EMPATİ

Ramachandran, ayna nöronların ”ilk ve net” işlevinin, bir başkasının eğilimlerini çözememizi sağlamak olduğunu söyler. Böylece kendimizi karşımızdakinin yerine koyabiliriz, buna ”empati” denir. Empati duygumuz o kadar güçlüdür ki, başkalarının acılarını bizzat yaşamamımıza bile neden olur. İnsanların davranış, konuşma ve en ufak mimiklerinde bile ne düşündüğünü anlamaya çalışırız ve bu konuda da oldukça iyiyizdir. Bilinçdışımız, pasif agresif bir davranış ya da en ufak bir soğukluk olduğunu hemen keşfeder.

Ayna nöronlar başka insanların acısını hissedebilmemizi sağlar. Bu empati duygusu, araştırmacıların söylediğine göre bir avantajdır ama bir bedeli de var. Acı çeken insanların çevresinde olduğunuzda siz de acı çekersiniz. Hayatınız yolunda olsa bile aynalamak kortizole yol açar. Ve tehdit altında olduğunuza dair fiziksel his harekete geçtiğinde, korteksiniz bunun için kanıt aramaya başlar. Ve kanıt da bulur, çünkü bu ”bir şey yap” hissini kolaylaştırır.
– Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

”İnsanlar tarla faresi değildir ama başkalarının ifadeleri ve yaptıklarından kolayca etkilenirler.”
– Dürtü, Richard H. Thaler & Cass R. Sunstein

Bakışlar, evrimsel süreçte oldukça önemli olmuştur. Kimin kime baktığının hayatta kalmaktaki etkisi, göz akının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Diğer hayvanlarda başın yönü, hedef ve amaçla ilgili fikir verecektir. Bir köpek dimdik karşısındaki postacıya bakar. Ancak sosyal canlılar olan insanlarda gözümüzün ne yöne baktığı başka fikirler de verir.

Genetik geçmişimiz ve biyolojik çalışmalar; diğer hayvanlardan ayrılan özelliklerimiz ve nedenlerini araştırır. Oksitosin gibi yine sosyal davranışlarla ilişkili olan bazı konular, memeli olmamızın nedenidir. Ancak göz akımızın varlığı, diğer canlılardan farklı bir sosyalliğin sonucu olarak diğer insanların varlığı nedeniyle de ortaya çıkmış bir yönümüzdür. Ronald Giphart; ”Böylelikle kimin kime baktığı çok çabuk anlaşılabilir” der ve şöyle ekler; ”Primat türleri birbirlerini daha çok başları yönünde izlerken biz insanlar birbirimizi bakışlarımız yönünde takip ederiz.”

MENTOR, LİDER

Psikiyatrinin kara kitabı 125,134

Bakışlar, aynı zamanda lideri de gösterir. Bir toplululukta lider yolu veya hedefi izlerken, topluluk lideri izler. Bu yüzden kendisine bakılan liderdir.

Liderlere takipçilerden aha fazla bakılır. Ve bir grubun lideri bir yere baktığında diğerleri de bakışlarını aynı yöne çevirir; çünkü liderin bakışı bazen bir tehlike sezdiğinin habercisi olabilir.
– Uyumsuzluk, Ronald Giphart & Mark Van Vugt

Çan eğrisi

TERSİ

OTİZM

Psikiyatrinin kara kitabı 125,134

TAKLİT

Chris Paley, ”Biriyle anlaşmak istediğimiz zaman, biz de fark etmeden o kişiyi taklit ederiz.” der. Beynimiz, karşımızdaki kişinin dikkatini bu şekilde çekeceğimizi bilir. Hollanda’daki bir deneyde, garsonlara müşterilerin siparişlerini alırken, dediklerini tekrarlamaları söylenir. Örneğin, ”Bir hamburger” dendiğinde ”Bir hamburger” diye cevap verecektir. Deney sonrası tekrarlayan garsonların üç katı fazla bahşiş aldıkları ortaya çıkar. Yine Chris Paley’den alıntı bir başka deneyde, üniversite öğrencilerine kimlik taşımalarını söyleyen bir robot tasarlandı. Robot, öğrencilerin hareketlerini beş saniye farkla tekrarladığında, öğrenciler robotu daha dikkate değer ve ikna edici buldular. Fransa’daki bir deney, konuyu daha da ileri taşıdı. Deneyde, erkeklerle kadınlar buluşturuldu. Bazı kadınlara; kendisi ile flört edecek erkeklerin davranışlarını fark ettirmeden taklit etmesi, söylediklerini tekrarlayarak cevap vermesi söylendi. Deney sonrasında erkeklere hangi kadınların çekici bulunduğu soruldu. Taklit eden kadınlar her zaman daha çekici bulunmuştu. Chris Paley, taklit içgüdümüzle ilgili bir deney anlatır. Gizli bir kamera ile kaydedilen görüşmelerde, deneyci yüzünü kaşır ya da ayağını sallar. Gönüllüler de bir süre sonra farkında olmadan aynı davranışları gösterirler.

Ronald Giphart; ”Taklit etmede biz insanların üzerine yoktur.” der ve şöyle bir deney anlatır; Japonya’daki bir deneyde, bir maymun patatesleri yemeden önce suda yıkar. Daha önce tecrübe edip bildiği üzere, çamuru giden patatesler daha lezzetlidir. Diğer maymunlar buna anlam veremez. Zamanla bazıları taklit eder ama sebebini anlamazlar. Ve der ki; ”İnsanların farkı budur, davranışların altında yatan nedeni anlayabiliriz. Maymunların çoğu patateslerin suda yıkanmasını taklit edebilir ama fakat arzu edilen sonuçla bağlantı kurmak kabiliyetine sahip değillerdir.”

TAKLİT VE ÖĞRENME

Öğrenme, taklitle birebir ilişkilidir. İnsan en iyi taklit ederek öğrenir. Binlerce yıllık kültürlerin en önemli parçası, ustanın yaptıklarını izlemek ve aynen yapmaya çalışmaktır. Aslan yavruları annelerini taklit ederler. Ayna nöronlarımız bizi en iyi taklit eden canlı yapar ve bu sayede iyi bir öğreniciyizdir. Otizm adı verilen hastalık, ayna nöronların eksikliğidir. Bu sebeple otistik insanlar; göz teması kuramaz, konuşmaz, çağrıldığında bakmaz, ilişki kurma ihtiyacı hissetmezler. Otizm hastalığına bakınca, ayna nöronların sosyalliğimizde ne kadar önemli işlevi olduğunu anlayabiliriz.

”Eğer birisi sizi çok taklit ediyorsa ya doğal olarak empatiktir, ya sizden çok hoşlanıyordur.”
– Sıfırla, Chris Paley

İstediğiniz alışkanlara sahip insanları aynalayın. Yaratmak istediğiniz alışkanlığa sahip birilerini bulun ve onları izleyin. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

Biyolojinin bize hediyesi olan ayna nöronları, öğrenemede avantaja çevirmek gerekir. Taklit, büyük bir avantaj olarak görülmelidir, insanın büyük silahlarından biridir. Bilgi aktaran bir öğretmen yerine örnek olan bir mentor gereklidir. Bir işi en iyi yapan kişi bulunup taklit edilmelidir. En etkili liderler de örnek olanlardır. Büyük komutanlar öncülerdir. Gerçek yetiştiriciler ustalardır. İnsan beyni, başka insanların beyinleri ile birlikte çalışır. Toplum içinde olmanın avantajı, her şeyi bizim düşünmek zorunda olmayışımızdır. Ancak bu hiçbir şey düşünmek zorunda olmadığımız anlamına gelmez. Yiyecek aramaya giden ekip, bebeklerin korunmasını geride kalanları bırakıyordu. İnsanlar bu şekilde hayatta kaldı. Bir cafede otururken, başkalarının rahat olması sayesinde tavanın tepemize düşüp düşmeyeceğini düşünmek zorunda kalmayarak daha rahat çalışıyoruz. Başkalarının varlığı, bireysel düşüncemiz için avantajdır; grup fikri ise entellektüel kararlarımız açısından risklidir.

”İnsanlar aşırı derecede karmaşık bir sosyal ağda yaşıyorlar. Başarılı olmak için başkalarının ne yapacağını iyi tahmin edebilmemiz gerekiyor.”
– Sıfırla, Chris Paley

” İşyerinde zaman öldürdüğünüzü düşünün, iş arkadaşınızla muhabbet ediyorsunuz. Omzunuzun üzerinden bakıyor, konuşmayı bırakıp hızla işine dönüyor. Bundan, yakınlarda patronunuz gördüğünü ve sizinle konuşurken yakalanırsa başının derde gireceğini düşündüğünü anlayabilirsiniz. Davranışlarından, aklından ne geçiyor olduğunu anladınız ve muhtemel bir sonuç çıkararak siz de işinize geri döndünüz. Eğer iş arkadaşınız kendisi kadar sizi de düşünüyorsa mesajı alıp almadığınızı görmek için dönüp size bakar. Onun zihnini okuduğunuzu anlamak için sizin zihninizi okur. Bütün bu zihin okuma işlemini birkaç saniyede yaparsınız,fakat bunu kendi başınıza yapamıyorsanız bunu yapabilen insanlar size büyüleyici görünebilir.”
– Sıfırla, Chris Paley

”Anlaşılan birçok konuşmayı kulaklarımız seçiyor ve beynimiz işliyor. Fakat bilinçli beynimiz, sınırlı kapasitesi olan pahalı bir araç. Dolayısıyla bilinçdışı beynimiz sahne arkasında işlediği tüm bilgileri ona yüklemiyor. Bilincin en faydalı şekilde üzerine görüş bildirebileceği bilgiyi gönderiyor; yani toplumsal açıdan anlamlı bilgiyi. Genede bizimle konuşan kişinin söylediği böyle bir şeydir ama değilse de bilinçdışı beyin, ilgimizi dağıtmak için toplsal açıdan ilginç olanla ilgili yeterince şey bilir. Birisi adımızı zikrettiğinde söylediklerinin olası sonuçlarını ve yaydığı korkunç dedikoduları düzeltmek için ona döndüğümüzde nasıl tepki vereceğini anlamalıyız. Bunun için toplumsal modellerimize, bilinçli beyinlerimize ihtiyacımız var; kalabalık bir odada kendi adımızı duymamızın nedeni budur.”
-Sıfırla, Chris Paley

Hangi bilgiye odaklanacağınız konusunda güç size. Fakat seçim o kadar basit değil. Bir taraftan yanlış alarmlardan kaçınmaya çalışıyorsunuz. Öte taraftan sürünüzdekilerin sosyal desteğini yitirmemek için onların alarm uyarılarına saygı göstermeye çalışıyorsunuz. Üstelik sadece sürüye ait olmak memeli beyninizi mutlu etmiyor. Dikkat çekmek de istiyor. – Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

”İnsanların yapabileceği en zor ve önemli şey matematik, felsefe, mühendislik, hatta bilim değil. Başkalarıyla uğraşmak. Biz cebirden daha karmaşığız, metafizikten daha deriniz ve depremlerden daha az öngörülebiliriz. İstediğimiz her şeyi başkaları aracılığıyla alırız.”
– Sıfırla, Chris Paley

Sosyal acı dünya için yeni bir şey değil ama beyniniz açlık, şiddet, zor çalışma koşulları ve hastalıkla uğraşırken ona dikkatini daha az veriyordu. Fiziksel acı biter bitmez sosyal acı dikkatinizi çeker ki çoğumuz gündelik hayatta bu durumdayızdır. Sosyal ilişkilerinize yönelik her türlü olası tehdit giderek daha çok önem kazanır. Geçmişte sosyal acınızı temsil eden herhangi bir yolu açar ve kortizol harekete geçer. Sizi uyaran tabelalar vardır ve tanıdık bir acının en ufak bir ipucu bile büyük bir salgılnamayı tetikleyebilir.
– Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

Cem Yılmaz, refakatçi

Mutluluk bulaşıcıdır. Gülümsediğimizde insanlar gülümser.

398 Views

Mühendis, girişimci, tasarımcı, yazar.