Bilinçdışı, Önsezi ve Refleksler

-Bu yazının son kontrolü ve redaksiyon çalışması yapılmamıştır

Tavuk sektöründe erkek ve dişi civcivleri birbirinden ayırmak önemli bir iştir. Yumurta verecek olanlar ile etinden yararlanılacaklar birbirinden ayrılmalıdır. David Eagleman’dan öğrendiğimize göre, bu konuda dünyanın en iyileri Japonlar’dır. Sebebi ise 1930’larda bu konuyla ilgili bir okul olmasıdır. Okulun hocası inanılmaz bir metodu vardır.

Okul şöyle işletmektedir. Bir hoca, öğrencinin başında durur. Öğrenci eline bir civciv alıp tahmin yürütür ve ”erkek” ya da ”dişi” olduğunu söyler. Usta ise sadece tek kelime konuşur; ”doğru”, ya da ”yanlış”. Öğrenciye hiçbir şey öğretilmemiş, sadece tahmin yürütmesi istenmiştir. Bu defalarca uygulanır. Civcivin erkek ya da dişi olduğunu bilen usta her defasında doğru ya da yanlış olduğunu söyler. Bir süre sonra inanılmaz olan olur; öğrencilerin kararları kusursuzlaşır, civcivin dişi ya da erkek olduğunu görür görmez anlamaya başlarlar.

Ne bir metot bilirler, ya da neden dişi ya da erkek dediklerini. İnanın bilinçdışı, bilincin asla öğrenemediği pek çok şey kaydeder. Bilincin kapasitesini almayacak kadar detaylı nedenler, bilinçdışı tarafından görülür, hesaplanır ve analiz edilir. Bir şekilde nöron yolları oluşur, bağıntılar kurulur. Bilinç çoğu zaman sadece bu karardan haberdar olur.

Belirli bir örüntü izleyen durumlarda, beynimizdeki trilyonlarca nöron arasında, bizim asla anlayamayacağımız bağıntılar oluşur.

Eagleman, bu konuyla ilgili bir örnek daha verir. İkinci Dünya Savaşı sırasında, uçakların gözlenmesi işinde uzman askerler vardır. Yeteneklerine göre seçilmiş bu gözcüler, bir şekilde havada gördüklerinin İngiliz ya da Alman uçakları olduğunu ayırt edebilmektedir. Normal bir gözle görülmesi bile çok zor olan ve birbirine çok benzeyen bu uçakların nasıl ayırt edilebileceği ile ilgili bir rapor sunulamaz, bu gözlemcilerden yeteneklerini başka askerlere aktarması istendiğinde de sonuçsuz kalınır. Çünkü, gözlemcilerin kendisi de bilmiyor, bir şekilde anlıyorlardır. Çözüm, yine deneme-yanılma yöntemi ile olmuştur. Her doğru bildiğinde olumlu, her yanlış bildiğinde olumsuz geri bildirim alan askerler, gözlemcilerin yeteneklerini edinmişlerdir.

Zihinsel yaşamınız içinde olup bitenlerin neredeyse tümü, bilincimizin kontrolü dışında gerçekleşir ve işin doğrusu, böylesi de çok isabetlidir. Bilinciniz kendisine istediği kadar pay çıkarsın, beyninizde tıkırdayıp giden karar verme süreçlerinin çoğunda ikinci planda kalması sizin hayrınızadır sonuçta. Ayrıntılara karışmaya kalktığında olan biteni kavrayamadığından işlemlerin verimi düşer.
– Incognito ‘Beynin Gizli Hayatı’, David Eagleman

Burada anlatılanlar özel bir durum değil, her gün her saniye yaşadıklarımıza bir örnektir. Bilincimiz bir şeyler bildiğini düşünse de vücudumuz ve beynimizde gerçekte neler olduğunu bilinçdışı bilir. O an neyi sindirdiğimizi, hangi kaslarımızı çalıştırdığımızı, arka planda neler düşündüğümüzü bilinçdışımız kontrol eder. Bilince, çok detaysız bir özet ulaşır. Çoğu neden ve sonuçtan asla haberimiz bile olmaz.

”Bilincinizle parmağınızı bile kıpırdatamazsınız.”
– Sıfırla, Chris Paley

Taekwon-do knock-out’larında bir şey dikkatinizi çekebilir. Kafasına tekme alan bir insanın bilinci kaybolur. Bilinçdışı ise kafanın küt diye yere düşmesine engel olacak bir şekilde düşüşü yavaşlatır ve kafadan önce başka kısımların yere inmesini sağlayarak kafanın yere çarpmasını engeller.

Bir bardak su taşıdığınızı düşünün. Biliçdışınızla gayet rahat götürüyorsunuz. Ne yaptığınızı düşünüp bardağa odaklandığınız anda eliniz titrer ve suyu dökersiniz. Bardağa değil de önünüze bakarsanız, bilinçdışınız kol kaslarınızı denge oluşturacak şekilde kontrol eder. Kaslarınızı, hızınızı, eklemlerinizi, bunun için harcanacak enerjiyi doğduğunuzdan beri bilinçdışınız kontrol etmektedir, bilincin bu konularla ilgili fikri yoktur.

Parmaklarınızın piyano klavyesi üzerinde nereye zıpladığına kafa yormaya başladığınızda, parçayı alamaz hale gelirsiniz.
– Incognito ‘Beynin Gizli Hayatı’, David Eagleman

Eagleman, otomobil kullanırken bilinçdışı kullandığımıza dikkat çeker. Bilinçdığımızla şerit değiştirmek gibi basit bir işi gayet rahat yaparız, ancak ne yaptığımızı kelimelere döktüğümüzde biraz şaşırabiliriz. ”Direksiyonu önce sağa çevirmek, sonra yeniden ortalamak ve ancak gerektiği kadar sola kırıp ardından yine toplamak.” Eğer bilincimize her şeyi nasıl yaptırdığımızı bildirsek, inanılmaz bir şaşkınlık yaşardı. Bilinçdışımızda anlatılamayacak kadar detaylı pek çok davranış gayet rahat bir şekilde halledilir.

”Soluksuz kalmak istiyorsanız, soluk alıp verme işini düşünün; golf topunu kaçırmak istiyorsanız da vuruşunuzu analiz edin.”
– Incognito ‘Beynin Gizli Hayatı’, David Eagleman

Bir futbolcu ömür boyu şut atmakta ustalaşır. Nasıl attığını insanlara açıklama için cümle kurduğunda, bilinçdışının bildiği aşırı detaylara oranla cümleler son derece basit kalır. Bir sonraki sefer, beyin şutu dilin söylediği gibi atmaya çalışır ve başarısız olur. Ömür boyu şutları bilinç değil, bilinçdışı atmıştır. Ustalaşmak ve refleks kazanmak da ne yaptığın üzerine düşünmemekten geçer. Bir davranışı binlerce kez tekrarladığınızda, bilinçdışınızın bilip de sizin bilmediğiniz pek çok detay davranışlarınıza yerleşir. Bu istenen bir durumdur. Ne yaptığınız üzerine düşündüğünde değil, bilinçdışınız onun nasıl doğru yapılacağını keşfedince ustalaşılmış olur.

Son Samurai filminde, Japonya’da Samuraylar’a esir düşmüş Amerikalı bir asker, günlük rutin sırasında onlardan dövüş sanatları öğrenmektedir. Neden sürekli yenildiği kendisine şöyle açıklanır: ”Çok fazla düşünüyorsunuz. Düşünemeyin”

Eagleman, biyolojik nedenlerin bilincin sınırları belirlediğini açıklar. Bilincimizin iadelleşmiş görev alanı, yüzbinlerce nesillik bir hayatta kalma sürecinde şekillenmiştir. Bilincinin erişimi daha fazla olan bedenler, ani kararlar gerektiren durumlarda hantal kalır ve nesilleri daha az devam eder. Şu anda beynimiz, günlük yaşamı devam ettirip, ihtiyaçlarımızı giderip, hayatta kalmaya çalışıp; aynı zamanda entelektüel kararlar alacak kadar bilinç barındıran bir düzen içerisinde.

Muhammed Ali, 10 saniyede tam 24 yumruktan kaçıyor. Nereye yumruk atılacağı baştan size söylense bile tek seferde doğru yapılması mümkün değil. Yavaş çekimde bakıldığında bile yumrukların nereye gideceğini bilmek zor. Bunu Muhammed Ali’nin bilinci değil, yıllar süren çalışma ve maçlar sonrası kazandığı refleksleri sağlıyor.

Pittsburg Üniversitesi’nde bir deney yapılır. İki grup öğrenciye iki zor soru sorulup süre tanınır. Bir süre sonra, bir gruba problemi çözmek için nasıl bir yol izleyeceğini ayrıntılı olarak yazması istenir. Diğer gruba ise alakasız başka bir problem verilir. Yine bir süre sonra esas problemlerin çözümüne dönülür. Problemi nasıl çözeceğini anlatan grubun cevabı bulmalarını kötü etkilediği, başka bir işe odaklanan öğrencilerin bilinçdışında problemi çözmeye devam ettikleri ve bir yolunu buldukları görülür. Bilinçdışımız, bilincimizi başka bir şeye çevirdiğimizde konuyu devralır. Bilinçdışımız bizden daha çok şey bilir, daha geniş kaynaklara sahiptir ve çok daha etkili çalışır.

İnsan beyninin bir makineye bağlandığı bir dünyada, aklını özgürleştiği kadar fizik kurallarının dışına çıkılabilen bir dünyada; Morpheus Neo’ya hayati bir tavsiye verir; ”Ne olduğunu düşünme, ne olduğunu bil.”

Chris Paley, New York Üniversitesi’nde yapılan bir deneyi anlatır. Öğrencilere ”Lütfen kurallara saygılı olan” gibi cümlelerin devrik halleri gösterilip, düzeltmeleri istenir. Bir başka gruba da aynı iş yaptırır ancak onların cümleleri argo ve kabadır. Deney bittiğinde, normale bir sonraki deneye geçilecektir. Ancak deneyci rol icabı arkadaşıyla sohbet etmekte ve öğrencileri bekletmektedir. Kabalıkla ilgili kelimeler düzeltmiş öğrencilerin %60’ı on dakika içinde müdahale ederler, kibarlıkla ilgili kelimeler düzeltenlerin ise %20’si. Bir önceki test, bilinçdışında işlenmiş ve farkında olmadan öğrencilerin davranışlarını değiştirmiştir.

Chris Paley, günlük yaşamdan bilinçdışı ile ilgili çarpıcı bir örnek verir. İş yerindeki masanıza ailenizin fotoğrafını koyarsanız, daha sıkı çalışırsınız. Bilinçdışınız motive olmanızı sağlar. Ancak bunun çok beklenmedik bir etkisi olur; gün sonunda eve daha yorgun gidersiniz. Gün boyu hem bilincin, hem bilinçdışının çalışması, eve ”tükenmiş” gitmenize neden olur.

George Orwell’in 1984 isimli distopyasında, devletin tüm fertleri ”brother”, bir ”big brother” tarafından

Bilinçdışımızın varlık nedeni, bunun son derece önemli olmasıdır. David Eagleman, şunu örnek verir; otomobil ile yolda giderken ilerde bir aracın önünüze doğru yola çıkmakta olduğunu gördüğünüz anda ayaklarınız çoktan frene basmıştır. Sinir sistemimizin işleyişi, bilincimizden çok daha hızlı olmalıdır. Bilincimiz tüm gerekli şeyleri aynı anda ve aynı hızda düşündüğünde ise işlevini kaybeder.

Nöral devrelerimiz, türümüzün evrimsel tarihi içinde atalarımızın karşılaştığı sorunları çözmek üzere doğal seçilim tarafından biçimlendirilmiştir. Dalağınız ve gözleriniz nasıl evrimsel baskıların etkisiyle biçimlenmişse, beyniniz için de geçerlidir aynı şey. Ve bilinciniz için de. Bilinç, avantaj sağladığı için gelişmiştir ama sağladığı avantaj sınırlıdır.
– Incognito ‘Beynin Gizli Hayatı’, David Eagleman

Bilinç olan biteni fark ettiğinde bilinçdışı çoktan harekete geçmiştir.

Peki bilinç bu kadar bilgi arasından hangisini bilir, ya da neye karar verir? Aynı anda ışığın ve hava sıcaklığının durumu, dengemiz, midemidekilerin sindirimi, kan dolaşımımız, hastalıklarla savaşmamız, yaklaşan heyecan verici durumlar, her an bilmek gereken pek çok detay… Önceden beyinde bir ”hiyeraşi” olduğu düşünülmüş. Yani her şey işlemesi gereken kendi düzen içerisinde ve önemli birimler öncelikli olmak üzere bedenimizin bir şekilde işliyor olduğu varsayılmış.

”Beyninizin bildikleri ile zihninizin erişebilecekleri arasında, yerinde durmakta direnen bir uçurum vardır.”
– Incognito ‘Beynin Gizli Hayatı’, David Eagleman

Ancak gerçekte olan şeyin ”rekabet” olduğu tespit edilmiş. Eagleman’dan özetle; birimleri aynı konu ile ilgili ”farklı” görüşler savunup bilinci kendi savundukları görüşe ikna etmeye çalışıyorlar. ”Beyin temsili demokrasilere benzer” diyor Eagleman; ”Farklı seçenekleri tartıp onlar temelinde birbiriyle rekabete giren ve bu arada işleri birbiriyle çakışan çok sayıda uzmandan meydana gelir.”

Beyinde hiyaraşi değil demokrasi vardır

Aynı anda beynin pek çok farklı konuda işleyişi devam ediyor. Her saniye yeni bilgiler, yeni nöron yolları, kimyasallar, bağıntılar ve süreçler. Bu kadar bilgi arasından bilincimiz çok azından haberdar olur. Peki hangilerinden? Eagleman, bunu bir gazeteye benzetiyor. Bir ülkede çok fazla şey olur. Kazalar, görüşmeler, anlaşmalar… Ancak bir gazete, bunların öne çıkanlarının yer aldığı bir ”özet”tir. Bilince tek bir ana gündem değil, tüm gündemlerle ilgili bir özet ulaşır. Adeta elinize bir gazete almışsınız gibi, bilincinizde düşündüğünüzü bildiğiniz tüm gündemler, bilinçdışında olanların bir özetidir.

”rekabet”

Bilincin elinde özet ulaşır, özet ulaştığında her şey çoktan olup bitmiştir. Eagleman’a göre; ”Akıma bir şey geldi” dediğimizde beynimiz çoktan her işi halletmiş ve bize sonucu bildirmiştir. Yazarlar, şairler, bestekarlar; hiçbir şey yapmadan günler geçirdikten sonra her şeyin ”birden” kağıda döküldüğünü söylerler. Bilinçdışında harmanlanan konular bilince haber verildiğinde buna ”ilham” deriz.

”İlham” dediğimiz şey, biliçdışını anlamanın bir yoludur. Bilincimizde olmadığı halde arkaplanda beynimiz düşünür, bağlantılar kurar, durumu işler ve bize bildirir. Bildirdiği yani bilincimizin öğrendiği ana ”ilham” deriz.

Chris Paley, ”Beyinde merkezi bir karar mercii yoktur ve olsa bile, çalışma şekli ve kapsadığı bilgi, model için çok kullanışlı olmayabilir.” der. Bilincimize bir özet ulaşır ve davranışlarımızı kendimiz şekillendirdiğimizi düşünürüz. Ancak çoğu zaman aslında sadece bize ulaşan bilgi gereği otomatik davranışlar sergileriz, bize bildirileni yapmak dışında çok ender davranışlarımız vardır.

”Zihinsel bir ”manşet” okuduğunuzda, önemli olan eylem çoktan gerçekleşmiş, pazarlık tamamlanmıştır bile. Sahen arkasında olanlara erişiminiz ise şaşırtıcı ölçüde kısıtlıdır. Siyasi hareketler tam destek almış ve siz herhangi bir duyum alana, sezgilerinizle varlığını hissedene ya da anlık bir düşünce oluşturana kadar, çoktan durdurulamaz hale gelmiştir. Son duyan hep sizsinizdir.”
– Incognito ‘Beynin Gizli Hayatı’, David Eagleman

Bu çarpıcı gerçeği, Chris Paley tek cümle ile özetlemiş; ”Bilinç, beyinde sadece bir danışmandır ve en güçlü danışman değildir.” Ve otokontrol, yani disiplinli bir yaşam sürmek; bilinçli kararların sayısını artırmak demektir. Paley’e göre otokontrol; ”Kendi bilinç modelimizin beyne verdiği tavsiyeyle başka beyin süreçlerinin verdiği tavsiye arasındaki bir mücadeledir.”

Kendi devrelerimiz üzerinde çalışırken öğrendiğimi ilk şey, basit bir derstir: Yaptıklarımızın, düşündüklerimizin, hissettiklerimizin çoğu bilincimizin kontrolü dışındadır.
– Incognito ‘Beynin Gizli Hayatı’, David Eagleman

Tarihin büyük çoğunda, insanlar kendilerinin evrenin ve dünyanın merkezinde, kendi bedeni ve bilinci üzerinde büyük bir kontrol sahibi olarak görüyordu. Bilim, bunu değiştirmiş ve insanı ”tahtından indirmiştir”, hem defalarca. İnsanın üç büyük aşağılanması olarak şunlar sayılır; ”Evrenin merkezinde değiliz, hayvanlarla akrabayız, kendi zihnimizde misafiriz.” Eagleman’a göre, geminin tek kaptanı zihin değildir.

”Bilinçdışının kontrol ettiği ilginç bir şey bulmanın zor olduğunu düşünebilirsiniz. Gerçekten önemsediğimiz her şey; hedeflerimiz, inançlarımız, arzularımız, duygularımız, gördüklerimiz ve hatırladıklarımız bilinçli kontrolümüzde değilse de en azından bilinçli olarak erişilebilir görünür. Ancak bunun tam tersidir doğru olan. İnsan davranış biçimiyle ilgili neredeyse her şeyi bilinçdışı belirler.”
– Sıfırla, Chris Paley

Bilinç ve bilinçdışı ayrımını bilmek, hayatta büyük bir avantaja çevrilebilir. 1997’de bir deney yapılır. Katılımcıların önüne oyun kağıtları konur ve tek bir kart seçmeleri istenir. Her seçim bir şey kazandırmakta ya da kaybettirmektedir. Zamanla katılımcılar deneydeki hileyi fark ederler; destelerden birisi iyi, birisi kötüdür. İyi olan desteden oynandığında kazanılmakta, diğerinde kaybedilmektedir. Bu arada deneyden önce katılımcıların sinirsel etkinliklerini ölçen bir cihaz kullanılmaktadır. Deneyde fark edilir ki, bir destenin iyi ya da kötü olduğunu sinir sistemi kişinin kendisinden çok önce fark etmektedir. Kötü bir deste seçildiğin bilinç fark etmeden önce bilinçdışı fark etmektedir. Katılımcı bir destenin kötü olduğunu anladığını diliyle söylediğinde, deneyciler cihazdan çoktan görmüş olmaktadırlar.

Deney ilerletildiğinde başka bir sonuç çıkar. Önsezi, yani bilinçdışımızın farkında olduğu hisleri yaşamayan kişiler, kararlarında neredeyse her zaman yanılmaktadırlar. Bir kişi, cihaz ile tespit edilmemiş bir hissi kendi ağzıyla söylediğinde ya da o an karar verdiğinde her zaman hatalı çıkmaktadır. Bilinçdışı bir şeyi anlamadan önce bilinç anlamaya çalıştığında yanılmaktadır. Eagleman şöyle özetliyor; ”Önsezinin devreye girmediği kararlar, hiçbir zaman doğru olmuyordu.”

Bir Kızılderili Atasözü der ki: ”Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü!” Bu söz empati ile ilişkili olduğu kadar anlık tepki vermek yerine bilinçdışında meseleyi tam olarak anlamakla da ilgili işe yarar.

Bertrand Russell, nörobilim gelişmeden çok önce bu konuyla ilgili bir tespitte bulunmuştur. Bir karar almadan önce konuyla ilgili tüm bilgiyi edinip günlük yaşamına devam ettiğini açıklar. Uyur uyanır, iş yapar, başka konularla ilgilenir ve bir gün konuyla ilgili karar karşısındadır. İnsanın bilinçli bir şekilde düşünüp o an karar vermeye çalışması durumunda yanılacağını söyler ve hakikaten de bilimin bugün bildikleri ile bunun doğru olduğu ortaya çıkmıştır.

”Güç ya da endişe verici bir karar alınması gerektiğinde olanca aklınızı o iş üstünde toplayıp kararlarınızı verin, karar verdikten sonra da, yeni bir gerçekle karşılaşmadıkça o kararı yeniden gözden geçirmeye kalkışmayın. Kararsızlık kadar yorucu ve yararsız bir şey yoktur.” -Bertrand Russell

Bilinçdışımız, beynimizin bizim erişebildiğimizden çok daha fazla bölümüne erişir. Asla öğrenemeyeceğimiz bilgileri kullanır. Aklımızın almayacağı derinlikte hesaplar yapar. Trilyonlarca nörona karşılık bilincimizi öne çıkardığımızda yanılırız. Ustalaşmak, doğru kararlar almak, otokontrollü olmak ve rahat çalışıp düşünmek için bilinçdışımıza yükün büyük kısmını bırakmak gerekir.

Kaynaklar

  • Incognito ‘Beynin Gizli Hayatı’, David Eagleman
  • Sıfırla, Chris Paley
560 Views

Mühendis, girişimci, tasarımcı, yazar.