Bilinçaltı

Bu yazı, yazım aşamasındadır.

İnsan beyninin gelişme ve diğer hayvanlardan ayrılma süreci net olarak bilinmiyor. Ama bir şekilde dik durmak avantaj olmuştu ve iki ayak üstünde yürüyen bir tür haline geldik. Ayrıca ellerimizi çok kullanmamız sonucu bu bölgedeki sinirler arttı. Daha büyük beyin daha çok enerji ihtiyacı, dolayısıyla daha çok gıda ihtiyacı demekti. Gıda ararken harcanan vaktin artması, riskleri artırdı. İki ayak üstünde durmak düşmanları rahat görmek açısından önemli idi. Ancak kaslar köreldi. Harari bu durumu; ”Savunmadan eğitime para aktaran bir yönetim gibi, insanlar kaslardan nöronlara enerji aktardılar.”

Büyük beynin en büyük dezavantajı kafatasının büyümesi idi. Bu da sırta ve boyna baskı yaptı. Fakat çok tehlikeli başka bir sonucu oldu; doğumda ölüm. Dişi rahmi, büyük bir kafatası ile aynı oranda değişime uğramadı. Dişiler doğumda ölmemek için kendilerini erken doğuma zorlamaya başladılar. 9 aylıkken doğmak, insan yavrusu için erkendir ancak böyle yapanlar hayatta kaldığı için genler onlar üzerinden devam etmiş, insan biyolojinde bu sürede doğum yapmak yerleşmiştir. Bu nedenle hayvanlar kolay ve kendiliğinden bir doğum yaşanırken, insanlarda oldukça zordur ve yardım gerektirir.

Diğer hayvanlara kıyasla insanlar, pek çok hayati öneme sahip sistemleri henüz tam olarak gelişmemişken erken doğar hale gelirler. Bir tay doğumdan kısa süre sonra yürüyebilir, bir yavru kedi birkaç haftalıkken annesi yiyecek arayıp sırasında onu yalnız bırakabilir. İnsan bebekleriyse yıllar boyunca yardım, bakım, koruma ve eğitim için büyüklere muhtaçtır.
– Hayvanlardan Tanrılara Sapiens, Yuval Noah Havari

Obstetrical dilemma hipotezi

Erken doğum, gelişmemiş bir beden demektir. Bu nedenle insan yavrusu diğer hayvanların aksine yıllarca bakıma, gözetime muhtaçtır. Anne sütünün ilk aylarında, bebeğin anne karnında alması gereken maddeler bulunur. Anne vücudundan ayrıldığında hala anne karnındaki kadar korunmasızdır. Hem aile, hem toplum; çocuğun yetişkinliğine kadar gözetim içindedir. Ancak en önemli fark, insanın henüz gelişmemiş bir beyinle doğmasıdır. Çok fazla nöron ancak çok az bağ içerir. Bir ceylan için çoğu bağıntı doğuştan vardır. Canlıların pek çoğu doğar doğmaz koşar, annesini takip eder, yiyecek ister. Bilmesi gereken her şeyi anne karnında almış gibidir. İnsana ise yürümeyi bile sonradan öğretmek gerekir. Tüm bağıntılarımız sonradan oluşturulmalıdır. Bu yüzden de eğitim alır, hayatı yaşamaya başlamak için gerekli bağıntıları kurarız. Bu da yetmez, kültür yoluyla modern topluma hazırlanmamız gerekir.

İnsan dünyada eğitime ihtiyaç duyan tek canlıdır. -Kant

Yeni doğmuş bir zürafa, hemen yürümeye başlar. Diğer zürafaların yaşadığı gibi yaşar. Doğumundan sonra, hayatta kalması için öğrenmesi gereken ekstra bir bilgi yüklemesine ve tecrübe devrine ihtiyaç duymaz. İnsanlar ise sıfırdan başlar. Hayatta kalmak için yıllarca annesine bağlıdır. Tüm bağıntılalar anne-baba ve toplum tarafından verilmelidir. Ondan sonra da modern dünya düzeni dahil diğer insanlar içinde yaşamak için büyük bir kültür yüklemesi yapılmalıdır.

İnsan, diğer canlıların aksine deneyimlerini doğum sonrasında edinir. Nöron yollarımız şekillenir. Anne babanın örnekliği, diğer insanlardan gördüklrimiz, yaşadığımız anılar ve olaylar gibi akla gelebilecek her şeyden bir nöron yapısı oluştururuz. Öyle ki, her saniye davranış ve düşüncelerimizle değişmektedir. Ömrümüzün sonuna kadar beynimiz yeni deneyim ve anılarla değişim içindedir.

Doğarken sahip olduğunuz beyin, ömür boyu yaşadığınız deneyimlerce değiştiriliyor. Beyniniz durmaksızın değişiyor. Aslına bakarsanız, yeni beyin hücreleri doğabiliyor. -Brain Up, John. B. Arden

Davranışlar katı bir şekilde belirlenmiş değildir. Hatta davranışlarınızla genlerinizi etkinleştirebilir ya da etkisiz kılabilirsiniz. -Brain Up, John. B. Arden

Beynimizdeki bağıntıların sabit olmaması ve her saniye yeni deneyimlerle değişim içinde olmasına ”nöroplastisite” denir. Bu, esnekliğe olan vurgudur. Bağlantılar kalıcı değil, değişim içindedir. Beynimiz, yaşadığımız deneyimlerle değiştirilir. Bu, aynı zamanda, kendi istediğimiz doğrultuda da değiştirebileceğimiz anlamına gelir.

Sinapsların sabit olmadıkları, sürekli değiştiklerini gösteren çok ciddi kanıtlar elde edilmiştir. Sinaptik plastisite ya da nöroplastisite ile kastedilen budur. Nöronlar arasındaki sinapslar biçimlendirilebilirlerdir. -Brain Up, John B. Arden

Daha yakın bir zamana kadar, doğarken sahip olduğunuz beyinle öleceğinize ve doğumda sahip olduğunuz beyin hücresi sayısının sahip olabileceğiniz en fazla beyin hücresi sayısı olduğuna inanılırdı. Beynin önceden belirlenmiş biçimlerde işleyecek şekilde değiştirilemez bağlantıları olduğu düşünülürdü .Şimdi anlaşılıyor ki, bu doğru değil. Beyin devreleri değiştirilemez şekilde kurulmuş değildir; deneyimlerle programlanan bir yapısı vardır. -Brain Up, John. B. Arden

Her saniye değişimin bir parçası olarak, bazı nöron hücreleri doğar, bazıları ölür. Bağlantılar da oluşur ve kaybolur. Tekrar eden davranış ve deneyimlerimiz sonucu bazı bağlantılar sağlamlaşır, bazıları kaybolur. Sağlamlaşan yollar da zamanla zayıflayabilir.

Beyin loblarında, yarımküreler ve modüller içinde kullanılmayı bekleyen 100 milyar nöron vardır. Bu nöronlar hayli sosyaldir; komşu nöronlarla birlikte çalışarak, kullanılmadığı takdirde öleceklerdir. Her bir nöron, yaklaşık 10 bin başka nöronla bağlantı sürdürme yeteceğine sahiptir. Örneğin, siz falsolu bir tenis vuruşu, yeni bir dil ya da yen bir süpermarketin düzeni gibi şeyler öğrendikçe bağlantılar değişir. -Brain Up, John. B. Arden

Nöroplastisite ‘kullan ya da heba et’‘ cümlesini tanımlar. Bir beceriyi temsil eden sinaptik bağlantıları kullandığınızda, onları güçlendirirsiniz; bir becerinizi kullanmaz ve ’uykuda’ bırakırsanız, o bağlantıları zayıflatırsınız. Bu tıpkı egzersiz yapmadığınızda kaslarınızın zayıflamasına benzer bir durumdur. -Brain Up, John. B. Arden

Deneyimin doğum sonrası oluşması süreci, insanın diğer canlılardan çok farklı şeyleri aynı hayat içinde deneyip, deneyimlere göre sonraki nesillerin şekillenebilmesi anlamına gelmiştir. Ramachandran, insana ”Homo plasticus” da denebileceğini söyler.

Yaşam boyu esneklik özelliğinin insanın eşsizliğindeki evrimin baş kahramanlarından bir olduğudur. Doğal seçilim sayesinde beynimiz, zihinsel evre geçişlerimizi kontrol etmek adına öğrenme ve kültürden faydalanma yetilerimizi geliştirmiştir. Kendimizi Homo plasticus olarak adlandırmamız da mümkün. Diğer hayvanların beyinleri esneklik özelliği sergilerken, biz bunu beynin gelişimi ve evrimleşmesinde temel etken olarak kullanan tek tür olduk. -Öykücü Beyin, V. S. Ramachandran

Deneyimlerimiz doğumla başlar. Breuning, bazı şeyler için ”iyi”, bazıları için ”kötü” diyerek deneyimlerimizi oluşturmaya başladığımızı söyler. Reçeli ilk tattığımızda ya da sobadan elimiz yandığında devreler oluşur. Bunlar zamanla sağlamlaşır, başka devrelerle birleşir. Kimisi kaybolur. Bir şekilde, yedi yaşımıza kadar temel devrelerimiz oluşmuş olur. Bugünün toplumunda yedi yaşı anlamak mümkün değil, ancak tarih öncesi koşullarda, atalarımız için bu yaşa kadar olan tecrübeler hayati önem taşımıştır. Sonrasında herkes atalarının yaşadığı gibi yaşamakta idi. Sonradan öğrenmemiz gereken pek çok şey çıktı. Bunları eğitim yolula almaya başladık. Bugün hayata hazır olmak neredeyse otuzlu yaşları buluyor. Ancak biyolojimiz hala yedi yaşa kadar olan deneyimleri çok ciddiye alıyor. Psikologların ”çocukluğa inmesi” sebebi bu. Anlamlandıramadığımız pek çok duygu ve düşüncelerimizin temelinde yedi yaşına kadar yaşadığımız olaylar ve edindiğimiz önkabuller yatıyor olması muhtemeldir.

İki yaşında bir çocuğun kullanılmayan nöronları beyinde sokup gider. Bu şaşırtıcı bir şekilde zekayı genişletir. Böylece çocuğun dikkatini tıpkı bir yenidoğan gibi herşeye vermesi engellenir ve belli devreler gelişir. Çocuklar tanıdık bir yüz ya da en sevdiği yiyeceği saklayan bir kap gibi geçmişte onlara iyi hissettiren şeylere odaklanır. Aynı şekilde sert bir oyun arkadaşı ya da kapalı bir kapı gibi geçmişte kötü hissettiren şeylere karşı dikkatli olurlar. Genç beyin çok erken yaşlarda ihtiyaçlarını karşılamak ve olası tehditlerden kaçınmak için kendi deneyimine güvenir. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

İlk yıllarınızı bazı sinir ağlarını oluştururken diğerlerini köreltmekle geçirdiniz. Nöronlarınızın bazıları sonbahar yaprakları gibi kurudu ve düşünme sürecinize uygun hale geldi. Elbette yeni bilgiler eklediniz ama bunu halihazırda elektriğin zan aktığı alanlarda yaptınız Örneğin avcılık yapan bir kabiledeyseniz işe yarar avcılık bilgileri eklediniz, çiftçilikle geçinen bir ailedeyseniz güçlü çiftçilik devrlerini oldu. Beynininiz, içinde yaşadığınız dünyada hayatta kalacak şekilde gelişti. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

Miyelin, nöronları kaplayıp, sağlamlaştıran ve varlığında o nörondan daha etkin bir akım geçmesini sağlayan yağlı bir yapı. Nöronları toprak yola, miyelinli nöronları asfalt yola benzetebiliriz. Miyelinler doğumda başlar, iki yaşından itibaren yoğun bir şekilde oluşur, yedi yaşımıza kadar devam eder ve temel bildiklerimizi bilmemizi sağlar. Örneğin, yere bırakılan bir nesnenin düşeceğini bilmek gibi. Bunları tekrar tekrar öğrenmeyiz.

Çocukluk bir canlıya sinir ağlarını inşa etmesi için zaman verir. Bir canlının çocukluk süresi doğrudan kortkesinin boyutuyla ilgilidir ve bir insanın çocukluk dönemi başka canlılara göre açık ara uzundur. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

Ergenlikte tekrar miyelin artar. Memelilerde, ergenlikte çiftleşme gerçekleştiği ve insanlığın da büyük çoğunluğu için bu yaşlar çocuk sahibi olmakla geçtiği için gençlerde beyinde çocuk sahibi olmakla ilgili devreler çalışır. Atalarımızın büyük çoğunluğu ergenlikte çocuk sahibi olduğu için, temel devrelerin oluşacağı yaşta beynimiz sosyalleşme ve çocuk sahibi olma fırsatları aramaya odaklıdır. Tarım toplumu, Sanayi Devrimi, eğitim sistemi, üniversiteler, teknoloji çağı gibi sebepler; hayata atılmak için edinilmesi gereken bilgiyi artırınca, çocuk sahibi olma yaşı on yıl ileri gitti. Ancak genlerimiz ve nöron yapımızla ilgili düzen değişmedi. Bu nedenle aklı başka yerde olan gençlerin dikkatini derse çekmekte zorlanılıyor.

Çocukluğunuzda sürekli azar işiten bir çocukken sadece hastalandığınızda ilgi görüyorsanız, yetişkinlikte ilgi ihtiyacınız olduğunda, patrondan azar yediğinizde hastalanabilirsiniz.

İşe yarayan er bilgi, uzun cadede zararlı olabilecek davranışlar için bile devreler kourar. kötü bir davranış ödüllendirilirse genç beyin bu davranışın hayatta kalmakla işe yaradığını görür. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

Miyelinli devreler çıplak ve yavaş nöronlara göre görevlerini daha az çabayla yaparlar. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Brening

Ayrıca, ergenlikte aynı iki yaşında olduğu gibi, yeni ve sağlam devreler kurmak için deneyimler gerekmektedir. Böylelikle hayat boyu oluşan nöron düzeni sarsılır, yeni ve sağlam bağıntılar kurmak için bir analiz süreci ya da kaostan düzene geçiş çabası başlar. Ergenlikte beyin, adeta o güne kadar tüm bildiklerini unutmuş gibidir. Yeni tecrübeler arar, olmadık şeyler dener, her şeyi sorgular ve bir şekilde kafasında dünyayı bir yere oturtmaya çalışır. Miyelin, aynı sebepten pek çok şey için avantajdır. Bu dönemde edinilen yetenekler, öğrenilen içerikler, edinilen deneyimler hayat boyu kalıcı olur. Bu dönem sonrasında ise pek çok şeyi öğrenmek için fazla geçtir. Elbette mümkündür ancak çok zordur.

”Miyelin yıllarınızda” tekrar tekrar yaptığınız her şey sinir ağınızda devasa ve verimli dallar geliştirir. Bu yüzden dahi çocuklar vardır. Siz daha fazla deneseniz de bazı çocuklar kayakta bu yüzden sizi geçer. Bu sebeple ergenlikten sonra yeni bir dil öğrenmek zordur. Yeni sözcükler öğrenebilirsiniz ama kendinizi ifade etmek için gerekli sözcükleri bulamazsınız. Çünkü yeni sözcükler henüz zayıf devrelerdir. Düşücneleriniz büyük miyelin devrelerinden oluşuyor, elektrik bu yüzden akacak yeni bir yer bulmakta zorlanıyor.” -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

Gençken bu devreler için hiç çaba harcamadığınızı düşününce, şimdi de kolay olmasını bekleyebilirsiniz. Ama yetişkinlikte yen devreler oluşturmak şaşırtıcı derecede zordur. Eski devreler o kadar etkilidir ki onları görmezden geldiğinizde hayatınızın tehdit altında olduğu hissine kapılabilrisiniz. Yeni devreler nispeten dayanıksızdır. Bu yüzden de değişim zordur. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Brening

Ömrümüzün kalanında da yeni devreler oluşturuyoruz. Her olay sonrası yeniden kullanılan yollar sağlamlaşıyor, kullanılmayan zayıflıyor. Bu da, her an sonrası başka bir beyne sahip olduğumuz anlamına geliyor. Ve, insan sayısı kadar da beyin vardır. Çünkü her insan kendi deneyimlerine, nöron yollarına sahiptir. David Eagleman, sadece nöron yollarına değil, her bir parçanın da kendini yenileyebilirliğine odaklanmamızı sağlar: ”Kafatasınızın içindeki pembe köle kıvamlı, ortalama 1400 gramlık organ, aslında alışık olmadığımız türden bir bilgisayımsal malzemedir. Kendi kendini yapılandırabilen minyatür ölçekli parçalardan oluşan bu malzeme, inşa etmeyi düşlediğimiz ya da düşleyebileceğimiz her şeyi rahatlıkla geride bırakacak özelliktedir. Kendi kendini yapılandırabilen minyatür ölçekli parçalardan oluşan bu malzeme, inşa etmeyi düşlediğimiz ya da düşleyebileceğimiz her şeyi rahatlıkla geride bırakacak özelliktedir. ”

Biz memeliler oluşmuş devreler yerine onları kendimiz oluşturmak üzere doğarız. Dünya duyularımıza dokundukça ve beynimize elektrik gönderdikçe devreler oluştururuz. Bir elektrik daha sonraki elektrik akışı için yollar açar. Her beyin kendine ait deneyimiyle gelişir. -Mutlu Beyin, Loretta Graziano Breuning

Nöroplastisite ‘kullan ya da heba et’‘ cümlesini tanımlar. Bir beceriyi temsil eden sinaptik bağlantıları kullandığınızda, onları güçlendirirsiniz; bir becerinizi kullanmaz ve ’uykuda’ bırakırsanız, o bağlantıları zayıflatırsınız. Bu tıpkı egzersiz yapmadığınızda kaslarınızın zayıflamasına benzer bir durumdur. -Brain Up, John. B. Arden

Doğarken sahip olduğumuz beyin, ömür boyu yaşadığınız deneyimlerce değiştiriliyor. Aslında, beyniniz durmaksızın değişiyor. -Brain Up, John B. Arden

Nöroplastisite ile ilgili en çarpıcı konulardan biri, sadece eylemlerimiz değil, düşüncelerimizin de beynimizi şekillendirmesidir. Sadece anılar üzerinden düşünürsek, üzerine düşündüğümüz anı ve anıdaki detaylar sağlamalıdır. Önemsemediklerimiz zayıflar ve neredeyse silinir. Böylelikle olayları yaşandığı haliyle değil, hatırlamayı seçtiğimiz haliyle hatırlamaya başlarız. Bir süre sonra gerçekte ne olduğunu tamamen unuturuz. Düşünmek, anımsamak da nöronlardan elektrik geçmesi, dolayısıyla her düşündüğümüzde beynimizin değişmesi anlamına geldiği için; ne düşündüğümüz de kim olduğumuzu en fazla şekillendiren eylemlerimizden biri.

Duygusal bir anıyı her anımsayışınızda, hangi ayrıntıları tanımadığınıza bağlı olarak, belli sinaptik bağlantılar güçlenecek ve kimileri de zayıflayacaktır. -Brain Up, John B. Arden

Yeni bir şey hatırladığınız her defasında, beyniniz sinapslarını değiştirir. Beynin devre ve bağlantıları dural olsaydı, yen bir şey kaydetmesi mümkün olmazdı. Yeni bir şeyi hatırlamak, o halde, beyni yeniden yapılandırmak anlamına gelir. -Brain Up, John B. Arden

Nöroplastisite, belleğin varlığını mümkün kılan şeydir. Yeni bir şey hatırladığınız her defasında, beyniniz sinapslarını değiştirir. Beynin devre ve bağlantıları dural olsaydı, yeni bir şey kaydetmesi mümkün olmazdı. Yeni bir şeyi hatırlamak, beyni yeniden yapılandırmak anlamını belir. Düşünceler ve imgeler arasında bağlantılar kurmakla bu düşünceler ve imgeleri şifreleyen nöronlar arasında da bağlantılar kuruyorsunuz demektir. -Brain Up, John. B. Arden

  • Dürtü, 63, 98-103
  • Brain Up, 33-344
  • Beni Ödülle, 158
  • Akılıdışı ama, 65
  • Mutlu Olma Sanatı, 82
  • Eğitim Üzerine, 117
  • Aptal Beyin, 77
  • Psikiyatri, 114, 135
  1. Tüm düzenin yıkılması, kaos teorisi, depresyon
  2. Hiçbir şey yapmama durumunun evrimsel nedeni
  3. Yeni bağıntılar kurmak, nöroplastisiteden çıkış
55 Views

Mühendis, girişimci, tasarımcı, yazar.